atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Çürümüşlük ve Yenilgilerden Umut ve Zaferlere

Bir toplumu anlamak, daha iyi tanımak için o toplumun sanat üretimine bakmak iyi bir yöntemdir.

Bizlerin esas sanatı müziktir.

Yaşadıklarımızı, yaşayamadıklarımızı, hayallerimizi, umutlarımızı, kırıklıklarımızı müzik ile dile getirmişiz.

Acaba dünyada kaç toplum var ki ibadetinde ağıt olsun?

Bizlerin ibadetinde mersiyeler var.

Ağıt olunca gözyaşı olmaz mı?

İbadetini gözyaşı ile yapan bir toplumun günlük hayatında ağıtlar büyük yer kaplıyor.

Bir ara radyocu bir tanıdığım kendilerine en çok uzun hava isteklerinin geldiğini söylemişti.

Hatta sabah, akşam veya günün her hangi bir zamanı dilimi ayırmaksızın insanların uzun havalar, yani acıları dile getiren eserler dinlemek istemleri epey şaşırtıcı gelmişti.

Oysa bunda çok şaşıracak bir durum yok.

Gerçekliğimizi çok iyi analiz ediyor bu durum.

Yıllar yılı zor bela varlığımızı korumuşuz.

Kendimizi ifade etme koşullarından, düşünsel alt yapısından, edebiyatından ve başka olanaklardan yoksunuz.

Haliyle ağıtlara, türkülere yüklenmişiz.

Bizi biz eden veya etmeyen ne varsa türkülere, mersiyelere, ağıtlara sinmiş.

Bütün bu eserler öylesine, boşuna yapılmadı.

Geneli yaşanmışlıkları, gerçekliği yansıtıyor.

Gerçeğimizde ise neyin olduğunu hepimiz biliyoruz.

Peki ne yapmak gerek?

Oturup daha bin yıl yaşadığımız bunca yenilgiye, acıya, yoksunluğa ağıt mı yakalım?

Daha bin yılı böyle korkarak, susarak, sinerek, kendine güvenmeyerek, hiç bir suç işlemediği halde, masum ve temiz olduğu halde sanki suç işlemişler gibi başı önünde mi geçirelim?

Böyle kalmaya devam edersek toplumsal birliğimiz kalır mı?

Hatta aile birliğimiz bile bundan etkilenmez, çürümez miyiz?

Çürüyüp hırsımızı bir birimizden çıkarmaz mıyız?

Böyle eli kolu bağlı, kendi içinde bir birine düşmüş bir şekilde bir birimizi yiyerek yok mu olalım?

Yoksa ağıtlar, mersiyeler kadar coşkuyla ibadetimizde semah dönmeli, günlük yaşamımızda yüzümüzde en muhteşem kahkahalarla halaya mı durmalıyız?

Daha değil acı çekmek, başı önünde eğik durmak; hayatın anlamına cevap verebilen, alnı açık ve başı dik yürümek gerekmez mi?

Elbette mersiyeler, ağıtlar. Uzun havalar müzikal anlamda var olmaya devam etsinler.

Ancak diğer yandan; semah da ki aşkınlık, halaydaki coşku yaşamımıza ve davranışımıza yansısın.

Atalım yüreklerde yer edinmiş bin bir korkuyu.

Yer ile yeksan edelim zalimin bizlerde yarattığı çürümüşlüğü.

Hiç acımadan söküp atalım olumsuz ne varsa yaşamımızda.

O halde; Hakkı ve hakikati coşku ile dile getiren bir Pir Sultan deyişi mırıldanalım, daha duruyor muyuz?

 Remzi Kaptan

 

 

 

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!