atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Musahiplik nedir? Ne zaman ve hangi şartlarda ortaya çıkmıştır?

Remzi Kaptan

 remzi.kaptan@yahoo.com

Musahiplik, gerçek anlamda kan bağını da aşan bir kardeşliktir.

İnsan bazen aynı anne babadan olduğu halde kardeşiyle ve aynı soydan olduğu halde akrabasıyla aynı duygu ve ruh ikliminde olmayabiliyor, anlaşamayabiliyor. Farklı ilgiler, bakışlar, algılamalar, değer yargıları olabiliyor. Oysa musahiplikte tam tersi geçerli. Musahiplikte, musahipler aynı yolun yolcusu, aynı değerlerin savunucusu, aynı ruh ikliminin, aynı düşünce ve duygu boyutunun yaşayıcılarıdır.

Kan bağı ile oluşan kardeşlikte insanlar kardeşinin geçiminde ve başkaca beylerinden çoğunlukla sorumlu değillerdir. Musahiplikte ise insan musahibinin geçimi de dahil her olumlu ve olumsuz gidişatından kendisi kadar ve hatta kendisinden daha çok sorumludur.

Musahiplik dünyada olduğu gibi diğer alem/alemlerde de devam edecek bir kardeşliktir.

Musahiplik miadı dolmuş ve artık günümüzde önemi ortadan kaybolmuş bir kurumlaşma değildir.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde ve gelecekte de önemi olan bir kurumdur.

Hem bireysel manada ve hemde toplumsal manada yararları olan bir kurumlaşmadır.

Bunun dışında Alevilik inancı ve Alevi toplumsal varlığının sağlam temeller üzerinden varlığını sürdürmesi noktasında da  önemli bir kurumsallaşmadır.

Bütün bu önemli noktaları da hesaba katarak Aleviler için hayatiyet arz eden musahipliği biraz açmaya çalışalım. Ancak hemen belirtelim ki önemli olan bir takım teorik bilgilerden ziyade, asıl olan musahipliğin pratik hayata aktarılmasıdır.

Musahipliğin tarihsel çıkış noktası ve oluşumu hakkında şu temel bilgileri verebiliriz.

Musahip Arapça bir kelime olup “arkadaşlık eden, sohbeti güzel olan” anlamına geliyor. Alevilik inancında ise anlamı, “ikrar verme, kardeş (yol kardeşi) edinmedir”.

Musahipliğin (Zahiri olarak) tarihsel çıkış noktası hakkında Alevi kaynakları genel olarak Hz. Muhammedin Medine'ye Hicretinden (göçünden) sonra oluştuğu bilgisini veriyorlar (bazı kaynaklar Mekke de ilk dönem Müslümanları arasında da musahipliğin meydana geldiğini belirtseler de genel kanı Medinede ortaya çıktığı yönündedir. Yine musahipliğin oluşumu ile ilgili bazı Batıni anlatımlarda var. Ancak bizler anlatımlarımızı kısa ve öz olarak yansıtmak istediğimizden bu detaylara girmeyeceğiz. Konuyla ilgili daha derin ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenler Alevi kaynaklarına başvurabilirler).

Hz. Muhammed, Mekke de müşriklerin baskıları sonucu kendisine kucak açan Medine şehrine hicret etti (622). Müslümanların geneli Medinede bir araya geldiler. Hicretten kısa bir süre sonra Medine Müslümanların merkezi oldu. Böyle olunca Medine'nin yerlileri (Ensar) ile sonradan gelenler (Muhacir) iki farklı toplumsal kesim oluşturdular. Ensar yerleşik olmanın avantajıyla her türlü temel gereksinime sahipken Muhacirler ise bir çok konuda yoksunluk çekiyorlardı. Buna birde müşriklerin baskısı eklenince ortaya çözülmesi gereken önemli ve temel bir sorun ortaya çıkmış oluyordu.

Musahiplik bu dönemde ve bu zorlu şartlar altında ortaya çıktı.

Kuranda Enfal Suresi 72, 73, 74, 75. Ayetlerde de ifadesini bulan kardeşleşme/musahiplik kurumunun temeli Hz. Muhammed tarafında bu süreçte atıldı. Buna göre yerli (Ensar) ile yabancı (Muhacir) kişiler kardeşlik ikrarı vererek kardeş oldular. Böylece dışarıdan gelen ve hiç bir şeyleri olmayan Muhacir Müslümanlar ile toprak ve başka zenginlikleri olan yerli Müslümanlar olan Ensar bundan böyle ortak üretip ortak tüketecekler ve kardeşlerden bir vefat ettiğinde veya başka bir zorlukta onun ailesine kendi ailesi gibi sahip çıkacaktı.

Hz. Muhammed, kimin kimle musahip olacağına bizzat kendisi karar veriyordu.

İlk etapta kaç kişinin musahip olduğu konusunda kesin bir rakam yoksada sayının yüzleri aştığını bir çok kaynak teyit ediyor.

Kural olarak bir Ensar ile bir Muhacir kardeş oluyordu. Bu sebepten Ensar'dan çok sayıda kişi Hz. Muhammed ile musahip olmak istiyordu. Ancak Hz. Muhammed musahip olarak kendisine Hz. Ali'yi seçti (Hz. Muhammed ile Hz. Ali'nin musahip olmaları hakkında Alevi kaynaklarında daha detaylı bilgiler mevcut. Bizler olayın özetini verdik).

Özet olarak musahipliğin çıkış noktası ve oluşumu hakkında bazı Zahiri bilgiler sunduk. Musahiplik ile ilgili Batıni bilgileri bilmek de musahipliği daha iyi anlayıp yaşamamıza katkı sağlar düşüncesiyle, özet olarak Batıni anlatımları da örnekleyelim.

Musahiplikle ilgili Batıni anlatımlar, Batın kavramına uygun olarak Zahiri anlatımlardan farklılıklar içeriyor.

Batıni anlatımlar musahipliğin ikrar olduğunu belirtip ilk ikrarında daha kainat var olmadan “Bezm-i Elest'te” (Ruhlar Meclisi) verildiğini belirtiyorlar. Yüce Yaratıcı “Ben sizin Rabb’iniz miyim?” diye sorup “evet “cevabını alıyor bu mecliste. Allah bu evet cevabı üzerine kainatı var ediyor. Dolayısıyla musahiplikte ikrar Bezm-i Elest'teki ikrarın devamıdır.

Hz. Muhammed ile Hz. Ali'nin musahipliği, Batın kaynaklarda “Kırklar Ceminde” gerçekleşiyor.

Batıni anlatımların devamında yerin gök ile ve Cebrail'in Hz. Adem ile musahip olduğu, Hz. Musa ile Harun'un (yine Hz. Musa'nın Hızır ile),  on iki Havarinin bir biriyle musahip olduğu  bilgisini ve daha benzer bilgileri veriyor.

Özet olarak musahipliğin çıkış tarihi ve oluşumu hakkında Zahiri ve Batıni bazı özet bilgiler verdik (konuyla daha detaylı olarak ilgilenenlerin Alevi kaynaklarına başvurmalarını öneririz).

Bunlardan yola çıkarak tekrar şu noktaların altını çizelim:

Musahiplik, Muhammed Ali'den kalmıştır.

İkrar verip musahip tutmak Muhammed- Ali yoluna girmenin en önemli şartlarındandır.

Şartlar uygun olduğunda her Alevi musahip edinmek yükümlülüğündedir.

Musahiplik, kardeşlik ötesi bir birliktelik olduğundan, yani bir ömür boyu sürdüğünde ve gereklerini yerine getirme sorumluluğu olduğundan, ona göre musahibini seçmek gerekiyor.

Musahiplik seçimi kişilerin özgür iradesiyle gerçekleşiyor. Ancak anne-babasının, pirinin, rehberinin, mürşidinin düşüncelerini dinlemek, görüşlerini almak bu özgür irade önünde bir engel değildir.

Kişiler musahip olmaya karar verdiklerinde mürşitlerine/pirlerine/dedelerine bu kararlarını sunmaları gerekiyor. Bunun soncunda inanç önderleri gereken şartları onlara bir kez daha hatırlatıp ikrar törenini gerçekleştirirler. Ve böyle ikrar, imanlı olarak, ölmeden önce ölerek yeni bir hayata başlamış olurlar.

Ne mutlu piri, rehberi, mürşidi, musahibi olana.

Ne mutlu ikrarlı, imanlı olarak ölmeden önce ölerek yeniden doğanlara.

Ve ne mutlu böyle tam manasıyla, dört dörtlük olarak, yüzde yüz olarak bu yolu yaşayanlara.

 

 

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!