atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Candaş

1

Yolu yol, hali hal, canı can eyleyenlerin vazgeçilmez kavramıdır candaşlık.

Öyle sadece kavramda kalan, söz ile söylenen ama davranışta bulunmayan değildir.

Gerçek anlamıyla davranışa yansıyan, ikiliği aradan kaldırıp bu dünyada birlik haline ulaşmanın adı ve uygulamasıdır candaşlık.

Can olmak, canan olmak, candaş olmak...

Bu, bir canın diğer bir can ile bir olup o canın kendisi olmasıdır.

İki ayrı varlık bir olmuş, bir birini tamamlamış, yekcan olmuşlardır.

Bu birliktelik aşkın en zirve halidir.

Hakkın insanlara kendi varlığının nişanesi olarak verdiği sevginin, o iki kişinin şahsında somut hale gelmesi, el ile tutulması-göz ile görülmesidir.

Böylesi bir candaşlığın sonucudur yaşamın yeni renklere kavuşması, kokuların miski amber olarak keskinleşmesi, ötelerin ötesinin el ile tutulacak kadar yakın olması...

 

2

Candaşlık sevgi, saygı, değerlere bağlılık, dostluğa layık olmadır.

Ancak bütün bunların ötesinde candaşlık; aşktır.

Aşkın en saf, en duru, en ulaşılmaz halini yaşamadır, yaşatmadır.

Candaşlıktaki aşk kişiye olan ve alışageldik bir ilginin aşk olarak tanımlanması değildir.

Candaşlıkta yaşanan aşk; ortak bir inanışın zirvesi olarak Hakka aşkın kişinin şahsında somutlaşmasıdır.

Hakk’a aşkın kişinin vasıta kılınması ile somutlaşması, yaşanması ile yaşam daha eski yaşam değildir.

Yaşam bu durumda sıradanlık ve statiklikten cıvıl cıvıllığa, canlılığa, daimi olarak, her nefes alış ve verişte anlama evrilmiştir.

Bilmeyenler, yaşamayanlar ve Hakk ile hakikatten uzak olanlar için anlatılanlar masalsı veya abartılı (çalkantılı) psikolojinin halleri gibi gelebilir.

Oysa bu zaten o candaşlık ile yaşanılan aşkın anlatılma çabası değildir.

Bu sadece böylesi bir boyutun mümkünlüğüne vurgudur, yoksa candaş bilir ki bu haller asla kat'a anlatılmaz, sadece ama sadece yaşanır ve yaşayanlar nelerin yaşandığını ancak bile bilir.

 

3

 

Candaşlıkta esas olan cinsiyetçilik değildir.

Candaşlık, cins kimliğini yok saymamak ama onu merkeze koymamaktır.

Can olmak bu manada özü esas almak ve özü birlemektir.

Özü birleyenlerin cinsiyetlerinin, zahiri ve bedensel varlıklarının çokça önemi yoktur.

Orada esas olan candır ve cansız beden kuru bir tendir, cesettir, çok mana yüklenmeyendir.

Özün özü bulması, canın canan olması, cananın candaş olması...

Bu birlik haline yaklaşım adeta mucizelerin yaşanmasıdır.

Bilinmez elbette, ama belkide Bezm-i Elest'te, Kal-u Bela da birliktelik vardı ve bu zahiri alem ile ayrılık başladı.

Ve belki bu birlik hali ile tekrar o Bezm-i Elest'te var olan birlikteliğin sağlanmış olmasıdır.

Böylesine varoluşsal bir anlam yüklenen candaşlığın tensel bir yakınlaşma olmadığı, teni aştığı aşikar değil midir?

Belkide bu yüzdendir Şems ile Mevlana'nın candaşlıği tam boyutuyla anlaşılmamıştır.

Belki yine bu yüzdendir, yani bedenselliğin ötesine geçmeyen ham ervahların gelişmemiş anlayışları yüzündendir Leyla ile Mecnunun candaşlığı klasik ilişkilere meze olmuştur.

Candaşlık canın canı (ruhun ruhu) bulmasıysa ve can da esas olan beden değil özse; bu durumda söylenen tüm sözler ve sergilenen tüm davranışlar özün öze kavuşmasının vermiş olduğu sevinçten dolayıdır.

Bu aşkınlık hali bedenselliğin milyon kat ötesindedir.

 

4

İnsan aidiyet hissettiği bir gerçekliğe, misal etnik kimliğe ait olmanın doğal sayılacak duygusu/dürtüsü ile sahip çıkar.

O aidiyetin gereği sorumluluk alır ve gerektiğinde gözünü kırpmadan bedel gerekiyorsa öder.

Ama bir insanın diğer bir insanı candaş bilmesi ve kendisinden daha fazla onu düşünmesi, candaşlığın bu dünya ile sınırlı olmamasını dilemesi ve ötelerde de bu candaşlığın devam etmesini istemesi...

Bu yeni bir boyuttur insan yaşamında.

Çünkü bu edinilmiş, var olan, verili bir aidiyet değildir.

Yani doğuştan gelen bir etnik ve milliyet veya içine doğulan bir dini kimlik değildir.

Bu, insanın öz iradesi ile elde ettiği, kazandığı ve tamamen insanın kendi tercihlerinin sonucunda oluşmuş bir aidiyet, bağlılıktır.

Candaşlıktır bu ve bu candaşlık için her tür bedel gönüllü olarak, öyle dayatılmış olarak değil, gerçek manada gönüllü olarak göze alınır.

Yeter ki candaşın isteği olsun, candaş ölümü hiçe sayar.

Fakat bilir ki diğer candaş da onun kadar bağlıdır ve bilir ki diğer candaş kendisinden ödün verir ama candaşının tırnağına taş değmesin ister.

Böylesine karşılıklı yoğunlukların zirvede olduğu bir bağlılığın adıdır candaşlık.

 

5

 

Candaşlık; canı cana bağlamaktır.

Öyle bir bağlama ki daha hiç bir dünyevi güç yani maddiyat, maddiyatsızlık, zorluk ve darlık, bolluk ve bereket; yani yaşamın herhangi bir hali koparmaz bu bağlılığı.

Hakk bağlamıştır, erenlerin nutku ile mühürlenmiş, kamillerin sözü ile son noktası konulmuştur.

Candaş yanındayken doyum olmaz, uzaktayken cemal görmek için niyaz edilir, göz yaşları sebil olur bu aşk haliyle.

İkrar verilir her nefeste.

Zikir edilen daha Hakk kelamıdır.

Candaş da somutlaşan Hakkın güzelliklerinin cümle varlıklara aşkla nakşedilmesi, anlatılmasıdır... her söz, davranış ile.

 

6

Candaşlık; aşkın tüm yakıcılığı ve aynı zamanda arındırıcılığı ve dolayısıyla kutsallığı ile candaşlar da vücut bulmasıdır.

Bu mucizedir.

Her kula, her varlığa nasip olmayacak mucize.

Bunun için daimi bir hamd u sena edilse yeridir.

Arınmak ve kutsanmak....

Arınan öz haline, en saf haline ulaşır.

En saf hali ile meydanda olan kutsaldır.

Çünkü burada saf hali ile, özü ile meydanda olan madde değil, insandır.

İnsanın en safi hali neye tekabül ediyor?

İşte candaş bu insanın en saf halinin, insanın Hakk'tan gelmiş olan varlığının ortaya çıkmasına vesiledir.

O halde candaşlık Prometues'un süreklileşmiş halidir.

 

7

 

Candaşlık; hayallerin ortaklaşmasıdır.

Hayallerin ortaklaşması, aynı rüyaların görülmesi...

Birinin nefes alması, diğerinin vermesi....

Öyle ihtiyaçtan dolayı, hesaplı veya başka bir nedenden dolayı oluşmuş bir birliktelik değildir candaşlık.

Ötelerin ötesini esas alan, varoluşa anlam veren, Hakkın rızasını gözeten...

Bütün bu boyutlarıyla kavranmasa, bilinmese, bilincine varılmasa dahi böyledir.

Sanki görünmez bir el vardır ve o el (Yedullah olmasın!) düzenliyordur her şeyi.

Öylesine gayri iradi ama diğer yandan bütünüyle kişinin iradesi dahilinde.

Sanki yerine oturuyordur puzzlenin parçaları.

Ve böylece bir kez daha Hakk’a niyaz edilir, tüm inanmışlık ve samimiyetle.

Çünkü daha açık bir şekilde anlaşılıyordur sonuçlar, sebepler bilinmiştir ve anlam verilmiştir bütün yaşananlara, yaşanmayanlara, olanlara ve olmayanlara.

El kalbe gider, yürek Hakk’ın evidir ve dökülür dudaktan; 'Allah, eyvallah.'

 

8

 

Candaşın cemalini görmek didar görmektir.

Candaşlar öyle çok söz söyleyen, söz ehli olan kimseler değillerdir.

Candaşlık bir haldir, candaşlar hal ehli olan kimselerdir.

Halleri, düşünce ve duygularının apaçık beyanıdırlar.

Hatta sözleri çoğu kez yetersiz, bakışları çekingen...

Yegane dertleri kendi iç dünyalarıdırlar ve candaşlar bu iç dünya ile bir birini tanırlar, bilirler, anlar ve candaş olurlar.

Candaşın cemalini görmek didar görmektir ama bu didar herkesin anladığı ve bildiği bir didar değildir.

Kat içinde kat, yol içinde yol, sır içinde sır, hal içinde hal, söz içre söz...

Ancak böyle anlaşılır, yaşanır.

Hali hal, yolu yol, canı canan edip candaş olanların cemallerini görmek didar görmek ile yani en sevgiliyi görmek ile eş değerdir.

 

9

 

Candaşlık hal ehli ile mümkün olduğu için, edep ve erkan, ahlak ve yol üzre olduğu için samimiyet ve içtenlik merkezdedir.

Daha biçim, rol, yapmacıklık ve sahtekarlık yoktur.

Statü, mevki ve makam olmadığı için, can esas olduğu için ve canda cinsiyet aranmadığı, para hesabı yapılmadığı, şöhret ölçümü olmadığı için amel ile yani davranış ile değerlendirme yapıldığında daha rol yapmaya, caka satmaya, para hesabı yapmaya gerek yoktur.

Bunlar olmadığı zaman insan çıplaktır daha.

Sıyrılmıştır tüm geriliklerden, rollerden, çirkef ve kirlerden.

O zaman edep ve ahlak örtüsü ile örtünür, ki örtülerin en güzelidir.

Edep ve ahlak kişinin özel hayatı değildir salt.

Edep ve ahlak; insana ve cümle varlığa saygı ve değerdir.

Özümseme ve Hakk’ın varlığını kabul etmedir, sevmedir.

Edep, kadına özgü iki bacak meselesi değildir.

Edep; doğru söz, davranıştır.

 

10

Candaşlık demek ikrar demek.

İkrar, dili ile söylenen söz değildi.

İkrar, yürekten verilen, yürek yaşadığı sürece tutulan, bağlı kalınan, gerekleri an be an yerine getirilendi.

İkrarı olmayanın candaşı olmaz.

İkrar sahibi olanın yeri mertlerin en merdinin yanıdır.

İkrar sahibinin yalanla, dolandırıcılık ve üçkağıtçılıkla, hile ve sahtekarlıkla işi yoktur.

O ikrarını pirlerin pirine, mertlerin merdine Şah-ı Merdan'a vermiştir.

Candaşını can bilmiş, candaş ile yol sürmenin zorunluluğuna inanmış, hayatın her anında sorumluluklarının bilinciyle, varoluşa şükür ve anlam ile yaklaşmıştır.

Böylesi bir yaklaşımda dünyevilikler için olan sahtekarlık, hile ve daha benzer olumsuzluklar olur mu?

Olmadığı gibi her an nurani bir atmosferde Hakkın kelamı ve zikri ile yaşanır.

Yaşamı çepçevre kuşatmıştır Hakkın güzellikleri ve daha na hak dünyanın çer çöpü ile bir uğraşa gerek yoktur.

Çünkü alınmıştır lezzeti cennet taamının... hemde bu dünyada.

 

11

 

Candaşlık aşktır.

Aşkın en soylu örneği yaşanır candaşlıkta.

Aşk insanı arındırır, güzelleştirir, Hakka yakın kılar.

Candaş, aşkın yaşanmasına dolayısıyla Hakka yakınlığın (Hakk'el yakın neydi ki....?) vesilesidir.

Böylesi bir yakınlığa vesile olmak dünyadaki insan yaşamının en zirve hali değil midir?

Bundan daha değerli, önemli, muteber bir mevki var mıdır?

 

12

Candaşlık; ikrar, itikat ve inançtır.

Hakk’a, Hz. Muhammedin şahsında cümle peygamberlere, Ehlibeyte, 12 imamlara inançtır.

Onların kutsal izinden gitmek, onların halleri ile hallenmek, yollarında yürümek ve nihayetinde onların soylu davalarına, yani insana insanlığı anlatma davalarına zerrecede olsa bir katkı sunmaktır.

Bu soyluluğu ortaklaştırmak, ayrı beden yekcan olarak yapmaktır bunu.

Cemallerin ayrılığının önemini düşünmeden, aynı ruh halinde, aynı duygu boyutunda, aynı düşünce frekansında olmanın bilinci ve bütünlüğüyle yaşamaktır candaşlık.

Varlığı maddesel olarak sınırlamamak, maddeye yani bedene saygı duymak ve bedensel varlıkta görevini yapmak, ama aynı zamanda hizmetin ve varlığın bedensel varlığı aşan boyutunu da bilmek, inanmak...

İşte candaşlık bütün bu bilme halinin apaçık aşikar olması, candaşının bilincine kazınması, yüreğine işlenmesi ve bunun ikrar ile mühürlenmesidir.

Candaş olmasa bu ayrılık ve yeklik halinden dolayı belki tökezler, şüpheye düşebilir insan.

İşte candaşın olması, ortaya çıkması, kalan şüphelerin giderilmesi ve artık tökezlemeksizin Hakk inancına mensup olmanın ve hakikat yolunda koşuyor olmanın en yüksek öz güveni, itikadı ve inancı ile sonsuzluğa yol almaktır.

Candaşım; seni benimle buluşturan Hakka milyon kez şükürler olsun.

 Remzi Kaptan

 

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!