atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

İkilikten Çıkıp Yek Can Olmak

“Benim sana verebilecek çok şeyim yok” dedi adam, kendisine utangaç bakışlarla bakan kadına.

“Vermesek istesem dahi verebileceklerim sınırlı” diye devam etti.

Kadın hala susuyordu.

Kadın susunca adam cesaret alıp konuşmaya devam etti.

“Evet, ne yazık ki ben sana pahalı ve markalı elbiseler, saatler ve en güzel kokuları saçan parfümleri alacak güçte değilim.

Seni iyi bir sitede bir evde yaşatacak boyutta değilim.

Sana her gün sürprizler hazırlayacak, özel mekanlarda yemekler ısmarlayacak bir yapım yok.

İçinde doğduğum kültür ve en önemlisi maddi şartlarım bunların hiç birisine elverişli değil.”

Utangaç bakışlı kadın doğruldu yerinden.

Adamın söylediklerini sessiz ve tepkisiz bir şekilde dinlemişti.

Başını yana çevirip uzaktan gecen bir vapura baktı.

O kısa anda düşüncelerini toparladı.

Kendisinden heyecanla cevap bekleyen adama döndü yüzünü.

“Sevgini anlıyor ve saygı duyuyorum

Adamlığına sözüm yok.

İnsanlığın güzel ve değerlidir, bundan şüphem yoktur.

Ben senden bir şey istemedim, talep etmedim ve hatta bahsi bile geçmedi.

Doğru değil mi?”

Adam şaşkın bir şekilde “evet” diyebildi.

Hayret etmişti bu duruma çünkü kadının bu güne o kadar öyle bir talebi olmamıştı.

“Ben tensel ve maddesel boyutun ötesine geçmek, aşkı o haliyle, o saf ve öz haliyle yaşamak isterim.

Bakma bakışlarımın çekingenliğine, kendimi ifade etmedeki yetersizliğime.

Yol birliği, gönül ve ikrar birliğinde buluşmak isterdim.

Değil ev, eşya, madde ve diğer şeyler, cümle varlıktan ve benlikten sıyrılıp, ikiliği aşıp yek can olup bu demi sürmek isterdim.

Sandım ki sen beni anlıyorsun.

Sandım ki o kişi olabilirsin...

Eyvallah, insanlığına ve samimiyetine şüphem yoktur.

Lakin o yola yoldaş, hale haldaş, cana candaş kişi değilsin.

Ben lamekan elinden gelip hiçlik makamına ulaşıp oradan ana kaynağa gitmeyi esas alırken, sen neler diyorsun.”

Bunları duyan adamın yüzünde kızarıklıklar oluşmaya başladı, elleri ile oynaması daha sıklaştı ve masanın altında artık denetleyemediği bacakları daha çok titremeye başlamıştı.

Bazen adama, bazen adamın yüzünden geçip uzaklara bakan utangaç bakışlı kadın sözlerini sürdürmeye devam etti.

“Yığınla sohbetimiz ve konuşmamız oldu.

Bunların geneli ötelerin ötesi, sırr-ı hakikatlerle ilgi değil miydi?

Elbette güncel ve insani şeylerde konuştuk ama esas olan Hakk kelamı etmek, erenlerinden dilinden söyleşmek ve yüreği esas alıp yürekçe konuşmaktı.

En azından ben öyle hissediyor, kendimce deniyor ve olmasına çaba gösteriyordum buna.

Ama görüyorum ki olmuyor.

Olsun, ben yoluma öyle veya böyle devem ederim.

İsterdim ki candaşım olsun bu yolda benimle yürüyen.

Madem yok, madem yalnızım, madem Behlül-ü Divane'yi hatırlayacağım, o halde ben yalnız devam ederim.

Belki bir gün karşıma çıkar yolu yol bilen, hali hal bilen, canı can bilip yüreğe yürek katan bir Adem evladı.”

Eyvallah deyip ayağa kalktı kadın ve adam ile tokalaşmadan yürüyüp gözden kayboldu.

Remzi Kaptan

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!