atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Aşk Yüceltir

Yüreğinde kin, kibir, nefret ve öfke barındıran birisi aşık olabilir mi, sevebilir mi bir başkasını?

Yüreğinde sevgi olmayanın yüzünde huzur, nur olabilir mi?

Böylesi kişilerin üslup ve davranışlarında güzellik, estetik, doğruluk olabilir mi?

Oysa yüreği tertemiz olanın bu temiz yüreği aşk ile dolduranın yüzüne yansıyan nur etrafına pozitif enerji olarak yansır ve etrafta olan herkese ve her şeye sirayet eder bu enerji.

Bu noktada aşk güzelliktir, aşık olan güzel olur, aşkın kendisi olur, aşkınlaşır, yüceleşir.

Öyle bir yüceliğe, aşkınlık boyutuna varır ki... işte boyutta neler olduğunu, kimin olduğunu ancak yücelip o makama erişenler bilebilir.

Toplumumuzda aşık olanlara, eskiden daha yaygın olmakla beraber ama günümüzde de geçerli olan bir acıma duygusu vardır.

“Vah vah aşık mı oldun, ince derde mi tutuldun, maraz bu aşıklık....” bu söylemler geçmişteki gibi böyle somut olmasa dahi günümüzde de varlığını sürdürüyor.

Aşıklık öyle çok muteber görülen bir hal değildir.

Esas olan mantıktır, maddiyat esaslı, çıkar esaslı, gelecek hesaplı bir birlikteliktir.

Gönül dışlanmış, akıl devreye girmiştir.

Oysa bu devreye giren akıl aslında yarım bir akıldır.

Akıllı olan, en insani ve en yüce duygu olan aşkı yaşamayı olumsuz sayar mı?

Varoluşumuz bir noktada aşk ile bağlantılıdır.

Böylesine varoluşsal olan bir duygu yoğunluğunu, patlamasını yaşamak için insan canından dahi vazgeçmez mi?

Sahi gerçek aşıklar, aşkları için candan-baştan vazgeçmemişler midir?

Hatta sevgilinin bir bakışı için zerre tereddüt etmeden ve şüpheye düşmeden sevgilerinden serlerini vermemiş, en acımasız fırtınalara göğüs germemişler midir?

Oturup-kalkıp Hakk'tan bize aşk nasip etmesi için yakaracağımıza, aşkı ve aşığı küçümser olduk.

Sahi aşksız bir hayat, gerçekten bir hayat mıdır?

Aşkın olmadığı ve insanın yüceleşmediği, yerinde saydığı, ömrünü dünyanın maddiyatı yani çer çöpü için harcadığı bir yaşam, yaşanmasa da olur.

Aşk neden bu denli önemli?

Aşk yürek işidir ve yürek temiz olunca ancak gerçek anlamda aşkı yaşayabilir.

Yüreğinde pislik yani olumsuzluk barındıran birisinin aşkı olamaz.

Ama yüreği tertemiz olan, her dem terütaze olan, kristal berraklığında olan birisine insan her zaman aşık olur, o yürekte en güzel aşkları hakkeden bir yürektir.

Hakkediyordur çünkü temizdir o yürek.

Arınmıştır her tür kirden ve pislikten.

Arınan bir yürek, inancımıza yüreğe Hakkın mihman olacağı evdir.

Yani yüreğimiz temiz ve arınmışsa sadece kişiye olan aşk ile doyuma ulaşmıyor.

Onunla beraber aşkların aşkına kavuşuyor, aradan ikiliği çıkartıp didara erişiyor, yani güzellerin en güzelini gönlünde mihman ediyor.

Hakkın gönüllere mihmandarlığı geçici değil, kalıcıdır.

O halde bu aşk hali kalıcı bir aşk halidir.

Hakkın yeri-evi arşın bilinmedik gezegenlerinde değildir, yine insan yapısı dört duvar mabetlerde değildir.

Hakkın yegane evi insanın –kamil insanın- yüreğidir.

Demek ki aşkın vesile olduğu gerçeklik bizi varoluşun sırrına dahi götürebiliyor.

Bu durumda aşık olmayan, yüreği temiz olmayan ve yüreğini aşk ile doldurmak yerine çer çöp ile dolduran kimsenin yüreğine aşk ile beraber güzellerin en güzeli de girmez.

Onun girmediği yürekte şeytan yer edinmez mi?

Ya Hakk; bize aşkların en güzeli olan aşkını nasip eyle.

Remzi Kaptan

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!