atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Örgütsel Birlilik ve Bölünme Korkusu

Örgütlerimiz durmadan “birileri bizi bölecekler” diye bildiriler yayınlarlar.

Yöneticiler her ağızlarını açtıklarında mutlaka bölünme kaygı ve korkusunu dile getirir ve sıradan üyelerini kendi içindeki 'hainlere, ajanlara, bölücülere' karşı uyanık olmaya davet ederler.

Bir devlet, bir örgüt neden dağılır, bölünür?

Bence yeteri kadar demokrat, eşitlikçi, adil olmadığı için bölünür.

Yoksa dışarıda bir gücün bir devleti, örgütü bölmesi çok zordur.

Ama örgüt kendi içinde demokrat değilse, yöneticiler kendi yeteneksizlik ve beceriksizliklerini durmadan komplo teorileri ile geçiştirmeye çalışırlarsa, o örgütü hiç bir güç bir arada tutamaz.

Alevi örgütleri de durmadan birlik olmamaktan yakınır ve bölünmekten korkarlar.

Yöneticinin görevi doğru çalışmalarla kurumu geliştirmek ve topluma yararlı çalışmalar yapmaktır.

Bunun içinde yöneticinin yetenekli, becerikli, yola sevdalı olması gerekiyor.

Her şeyden önce demokrat ve adil olması gerekiyor.

Bizlerin örgütlenmesinde bu yok.

Tıpkı Ortadoğu da ki devletler, örgütler gibiyiz.

Bu devletlerin hangisi şeffaf, hangisi demokrat, hangisi çoğulcu, hangisi toplumsal hukuku işletiyor?

Hiç birisi.

Bizler de böyle değil miyiz?

Bizlerde de demokratlık sözde var.

Özde ise biat kültürü var.

Yöneticiye biat edersen o kurumda yerin var, yoksa bin bir kulp takarlar ve seni dışlarlar.

Bazen diyorum ki iyi ki 70'li yıllarda yaşamıyoruz, yoksa çoktan bir çok Alevi, arkadaşları tarafından ajan, bölücü diye katledilirdi.

Oysa çoğulcu bir yapı, şeffaf bir yapı ancak varlık gösterebilir, gelişebilir, kalıcı olabilir.

Yani bizlerde olmayan.

Bizler kurum içinde demokrat değiliz, şeffaf değiliz.

Farklı görüş ve düşünceye tahammül göstermiyoruz.

Oysa dilimizden düşürmediğimiz demokrasi farklılıklara tahammül göstermek değil miydi?

“Ya bizim gibi düşünecek, ya bu kurumda yeri yok”, bizlerin anlayışı budur.

Bu anlayış ile kimse kusura bakmasın ama ortada birlik kalmaz, örgüt de kalmaz.

Kimse suçu başkasına atmasın, gerçek dışı bilgilerle kimseyi kandırmaya, kendi beceriksizliğini “herkes bize düşman, bizi bölüyorlar” teorileri ile kapatmaya çalışmasın, en önce kendi özünü dara çeksin.

Kurum içerisinde yöneticiden farklı fikir ve düşünceye sahip olanlar kendilerini ifade edebiliyor, görüşlerini söyleyebiliyor mı?

Söylediklerinde başlarına ne geliyor?

En olumsuz karamalara maruz mu kalıyorlar yoksa “senin düşünceni benimsemiyorum ama düşünceni ifade edebilir ve kurum içinde farklı düşüncen ile çalışabilirsin” mi deniliyor?

Baskılanan, dışlanan insanlar eğer o çatı altında kalmıyorlarsa elbette nefes alacakları yeni kanallar yaratırlar.

Hayatın diyalektiği böyle değil mi?

O halde sözde demokrat özde ise otokrat olan yöneticilerin o SSCB politbüro üyelerinin kaleme aldığı bildiriler gibi bildirileri yazmaktan vazgeçsinler, işlerine odaklansınlar.

Şeffaf, eşitlikçi, demokrasinin kurallarının işletildiği ve ne kadar aykırı olsa da insanların kendilerini ifade ettikleri bir kurumsallaşma yaratmalar gerekiyor.

Aksi takdirde ajan, şu'cu, bu'cu diye karalamaların hayatta karşılığı yok.

Ve Aleviler ahmak bit topluluk değildir.

Yöneticilerin bu beceriksiz, yamuk davranışlarını görüyorlar.

Bunun sonuçları da hem Hakkın hemde halkın katında ortaya çıkacaktır.

Kimse köylü kurnazlığı, bildiri cambazlığı ile işin içinden çıkamaz.

Örgütlenme küçülüyor ve bölünüyorsa bunun birinci derecede sorumlusu yönetici konumunda olanlardır.

Elbette devlet ve başka oluşumlar yıpratmak için çalışacak, ama seninde görevin bu yıpratmanın önüne geçmektir.

Sen yıpratmanın, dağılmanın önüne geçmek yerine yanlış uygulamalarla bölünmeyi ve dağılmayı tetikliyorsan, hesap verecek olan bölenler değil, sen olacaksın.

Ve hesap vermekten seni o çağ dışı bildirilerinde, Ortadoğu liderlerine özgü hamasetinde kurtaramayacaktır.

Ayrıca kendi içerisinde demokrat olan, çoğulcu olan, karşıt fikirlere saygılı olan, herkesin fikrini ve düşüncesini özgürce ifade edebildiği platformları olan bir kurumu hiç bir devlet, hiç bir ajan, hiç bir güç bölemez, dağıtamaz.

Ama ayak oyunlarının, hilelerin, hukuksuzluğun ve düşünceyi ifade edememenin olduğu bir kurumu devletin ve ajanların bölmesine gerek yok, zaten dağılır gider.

Remzi Kaptan

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!