atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

İnanmak ve Sorumluluk

Bizler Aleviliğin Hakk inancı ve hakikat yolu olduğuna inanmış ve ikrar vermişiz.

Aleviliğe inanmak bizleri sorumluluk sahibi yapıyor.

En başta kendi bedenimize, nefsimize, ailemize, toplumumuza, tüm insanlığa, doğaya ve cümle varlığa karşı sorumluluk sahibi yapıyor.

Bize göre tüm inançların temelinde karşısındakine, doğaya ve cümle insanlığa karşı sorumluluk anlayışı, vaazı vardır.

Fakat bir çok inançta bu layıkıyla uygulanmıyor.

İnancın esası olan bu sorumluluğu biz Aleviler uygulamalı ve hayata geçirmeliyiz.

Bu bizler için insancıl bir davranış, hümanist bir algılayış ve uygulamanın ötesinde bir inanç ilkesidir.

İnanç bir bütündür.

İnancı sadece bireysel ibadete indirgemek veya sadece dil ile inanmaya indirgemek eksik bir yaklaşımdır.

İnanmak; dilde olduğu gibi kalpte de yer edinmelidir.

Kalpte olduğu kadar düşünceye yansımalı ve hayata aktarılmalıdır.

İnançta esas olan kendi şahsımızda toplumumuza ve cümle insanlığa yaptığımız katkı ve ortaya koyduğumuz, ürettiğimiz değerdir, güzelliktir.

Ne yazık ki bir çok inançta esas olan bireysel ibadettir.

İnanmayı ve Hakka karşı sorumluluğu sadece bireysel ibadeti eksiksiz olarak yerine getirmekle sınırlayan bir anlayış hakim bir çok inançta.

Elbette bireysel olarak ibadet etmek önemlidir, değerlidir.

Fakat en az bunun kadar ve hatta bundan öte diğer insanlara ve cümle varlığa karşıda sorumluluğumuz var.

Tek başına bireysel ibadet kişiye  dünya ve ahiret saadeti sağlamaz.

Esas olan bütün insanlığa ve cümle varlığa karşı sorumluluklarında yerine getirilmesidir.

Bu sorumluluk yerine getirildiği vakit sömürü ve haksızlık, eşitsizlik ve adaletsizlik ortadan kalkar.

Dayanışma ve paylaşımın esas olduğu, insanın kendisi kadar ve hatta kendisinden çok başkasını esas aldığı bir toplumsal gerçeklikte tam anlamıyla hakkaniyet hakim olur.

Hakkaniyetin olduğu bir toplumda haksızlık, zulüm ve kötülük olmaz.

Haksızlık, zulüm ve kötülük yoksa; yaşam cennet misali yaşanmaz mı?

Biz Alevilerin inancı, itikadı ve uygulaması öz olarak bu temeldedir.

Bunun en bariz örneği toplumsal ibadetimiz olan cemlerimizde yaşanıyor.

Cem ibadetimizde esas olarak rızalığın hakim olması gerekiyor.

Yani ceme katılanların hepsinin bir birinden razı ve hoşnut olmaları, tam anlamıyla bir barış ve huzur ortamının, kardeşlik ötesi bir birlikteliğin hakim olması gerekiyor ki ibadet edilsin.

Eğer bu tesis edilmezse, yani ceme katılanlar bir birine dargın ve küskünse, aralarında çözülmemiş alacak verecek meselesi varsa, yani kısacası bir hoşnutsuzluk ve müşkül bir durum varsa bu çözülmeden cem ibadeti yerine getirilmez.

O sorunun çözülmesi, kişilerin dara durup haklının ve haksızın ayırt edilmesi ve toplumsal adaletin uygulanması ve bunun sonucunda barışın, razılığın oluşması ile ancak ibadet yapılabilinir.

Bütün bunlar bizleri bu hoşnutsuzluk olmadan sorumluluk sahibi insanlar olarak davranmasını sağlamıyor mu?

İnanıyorsak, iman etmiş ve ikrar vermişsek sorumluluğumuzda o derecede ağırdır.

Her nefes alış verişimiz, her adımımız, her söz ve davranışımızı bu sorumluluk anlayışıyla vermeli ve yapmalıyız.

Böylesi bir anlayışla hayatımıza etki edecek olan zararlı  ne varsa engellenir, yanlış olan ne varsa sökülüp atılır ve huzurlu bir yaşamımız olur.

Esas olanda budur; anlamlı, verimli dolu dolu bir hayat.

Remzi Kaptan

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!