atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Aşure Kokusu

Kadim bir geleneği yaşatmak, bir değere bağlı kalmak, inanç ilkesi ve ibadet olarak görmek o değeri/geleneği ve hangi çağda olursa olsun onu yaşatmaya çalışmak; işte şimdi mutfakta deyişler dinleyerek aşure hazırlayan Sema bunu yapıyordu.

Binlerce yıldır var olan bir geleneği modern bir yaşamda, milyonların bir arada ama bir birinden kopuk bir şekilde yaşadığı bir şehirde yaşatmaya çalışıyordu.

12 günlük muharrem orucu bitmişti.

İnançlarına göre bu 12 günlük orucun ardından aşure yapılır ve çevredeki insanlara dağıtılırdı.

Böylece o yıl ki muharrem orucu noktalanırdı.

12 gün boyunca oruç tutmuştu Sema.

Her akşam orucunu açmadan duasını eder, delili uyandırır ve inancına göre etsiz ve sade bir menüden oluşan sofraya ailece öyle otururlardı.

Ailesi yani eşi ve iki çocuğu oruç tutmadıkları halde evin annesine saygılı davranır ve ona uyarlardı.

Hep birlikte dua eder, anneleri ile birlikte sofraya oturur ve bu 12 gün boyunca et yemedikleri gibi  sade suyu da oldukça az tüketirlerdi.

Önceki gün yani muharrem orucunun son günü Sema sofradan kalkmadan eşinden ve çocuklarından yarın erken eve gelmelerini istemişti.

Bunun üzerine evin kızı Zeynep, “anneciğim muharrem orucu hakkında bizi bilgilendirdin, ki zaten İnternet'te de epey bilgi okudum.

Peki aşure nedir, bunun hakkında İnternet'te bilgiler var ama açıkçası öyle çok anlaşılır değil.

Eskiden nasıl yapılırdı aşure, senin çocukluğunda nasıl yaşardınız siz bu günü” diye sordu.

Zeynep bu soruyu sorunca, günlerdir muharrem orucu tutmanın, matemi yaşamanın vermiş olduğu huzurla eskiye, çocukluğuna gitti Sema.

O günleri anımsadıkça yüzüne daha bir huzur ve tatlı bir tebessüm yerleşti.

Masada sessizlik olunca Sema geçmiş zamandan yaşadığı an'a geri döndü.

Kızına cevap vermek için yerinden doğruldu.

Eşine bir göz attı onunda ve oğlununda ona baktığını, onu dinlemek istediklerini fark etti.

Sema'nın eşi Kemal Alevi bir aileden dünyaya gelmiş olmakla beraber öyle inanç boyutuyla ilgili bir çevrede yetişmemişti.

Aleviliği seviyor, sahipleniyor ve kendisine göre inançlı olan eşine saygı duyuyor, destek oluyordu fakat kendisinin iç dünyasında öyle  bütünlüklü bir itikat ve inanç yoktu.

Konuşmaya başlamadan önce kızı Zeyneb'in ardından yeni ergenlik sivilceleri çıkan oğlu Serkan'ın ve en sonunda kocası Kemal'in yüzüne baktı.

İçini bir mutluluk, tamamlanmışlık kapladı.

Ailesinin duyacağı şekilde “Allah'ım sana çok şükür” dedi.

Ardından, “sevgili Zeynep, bir an çocukluğuma gittim” dedi.

“Çocukluğumun oruç sonrası sabahlarının aşure kokusu ile uyandığımız günlerine” diye devam etti.

“O günleri size seve seve anlatırım.

Ama önce aşure ile ilgili bilgi kirliliğini temizlemek ve yaşadığımız şekliyle aşureyi anlatayım.

Sonrasında ise size çocukluğumda yaşadığım aşureyi anlatayım.

Aşure Arapça  bir kelimedir (Orijinal telaffuzu aşuradır) ve on anlamına geliyor.

Başka bir deyimle Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günüdür.

Bazı bilgilere göre, İslamiyetten önce, başta İsrailoğulları olmak üzere bir çok halk bu günde oruç tutarlardı.

Bu günde önemli ve insanlığın kaderini etkileyen, geleceğine yön veren olaylar gerçekleşmiştir.

Örneğin; Adem peygamberin tövbesinin kabul edildiği, Halil peygamberin Nemrut'un ateşinden kurtulduğu, Hz. Musa'nın kavmini Firavun'un zulmünden kurtardığı, Yunus peygamberin balığın karnından kurtulduğu, Eyüp peygamberin dertlerine şifa bulup yaralarının iyileştiği, Hz. Yakub'un oğlu Hz. Yusuf'a kavuştuğu ve gözlerinin açıldığı, Nuh peygamberin gemisinin karayı oturduğu gündür. 

Bütün bu önemli tarihsel gelişmelerin yanında aşureyi bizler için daha da anlamlı kılan; imam Hüseyin'in bu gün şehit edilmesidir.

Kerbela şehidi Hz. Hüseyin, on Muharremde şehit edilmiştir.

Dolayısıyla Muharrem ayı ve bu ayda tutulan oruç ve sonrasında pişirilen aşure çorbası bizler için çok daha derin ve diğer toplumlardan farklı anlamlara sahiptir.

İmam Hüseyin'in Kerbela çölünde şehit edilmesiyle Muharrem Orucu Aleviler için aynı zamanda bir Matem Orucu da olmuştur.

Bununla beraber aşure çorbasınında Aleviler için anlam ve önemi diğer toplumlardan farklı olmuştur.

Hz. Hüseyin, Kerbala da şehit edilmeden önce Muharrem ayında tutulan oruçtan sonra pişirilen aşure çorbası bir şenlik havasında yapılıp paylaşılıyordu.

İmam Hüseyin'in şehadetinden sonraki tarihlerden itibaren ise, aşure çorbası şenlik havasından uzak bir şekilde başta Kerbela şehitleri ve 12 imamlar olmak üzere bu yolda canlarını veren bütün şehitlerin anılarına bağlılığın bir gereği olarak pişirilip dağıtıldı.

Günümüzde de bu şekilde yerine getiriliyor.

Aşure tatlısının çıkış noktası ile ilgili temel anlatım Nuh peygamberle ilgili olan anlatımdır.

Nuh peygamberin gemisinin karaya oturmasından sonra gemide bulunan son yiyeceklerden bu tatlı çorba meydana gelmiştir.

Aşurenin içinde en az 12 tane farklı bileşim olmalıdır.

Bunlar genelde fındık, kuru incir, kuru üzüm, ceviz, nohut, fasulye ve benzer yiyeceklerdir.

Evet, bunlar aşure ile ilgili genel bilgilerdir güzel kızım Zeynep.”

“İyi hoş anlattın da anneciğim nette okuduğum bir çok yazıda aşure ile aşuranın bir birine karıştırıldığını gördüm,” dedi Zeynep.

“Evet, ne yazık ki öyle.

Bizler ancak aşureyi bu çerçevede kaynatıyoruz, dağıtıyoruz.

Bizler için aşure şükrün ifadesidir.

Bayram değildir aşure.

Zaten bizler aşure ile aşura yani muharrem ayının onuncu günü olan aşuranın aynı olmadığını dile getiriyoruz.

Aşura bizler için yastır, o gün de şehitlerin serdarı İmam Hüseyin şehit edilmiştir.

Aşure çorbası ise 12 günlük orucumuzdan sonra başta İmam Zeynel Abidin'in kurtuluşu için şükür ve diğer Hakk inancına mensup canlarımızın şehadetlerine, onların anılarına bağlılığın bir gereği olarak yapıyoruz.”

“Teşekkür ederim sevgili anneciğim, şimdi bende taşlar yerine oturdu ve tam olarak ne anlama geldiğini anladım” dedi Zeynep

Arada sivilceleri ile oynayan Serkan, “anne çocukluğunda yaşadığın aşureyi anlatacaktın” dedi.

“Evet, Serkanım, çocukluğumda yaşadığım aşureler benim için tarifi imkansız güzellikleri yaşadığım zamanlardı.

Aşure, demin de dediğim gibi bayram değildi.

Ama bizler için özel zamanlardı.

Muharrem orucunu zaten çok yoğunluklu yaşardık.

Her gece muhabbetler olurdu.

Mersiyeler söylenir, Kerbela vakası tüm boyutlarıyla adeta yeniden yaşanırcasına anlatılırdı.

Bu günlerde inancı en zirve noktada yaşardı ailem ve çevremizdeki herkes.

Bu yoğunluğun zirvesi de oruç bitiminde yapılan aşureydi.

Herkes ama herkes aşure yapar ve yine herkes bir birine bunu ikram eder, dağıtırdı.

Böylelikle herkes bir birinin aşuresini tatmış olurdu.”

“Neden böyle yaparlardı ki” diye sordu, tüm doğallığı ile Kemal.

“Tam olarak neden böyle yapıldığını bilmiyorum, açıkçası hiç sormadım da ama sanırım aşureye yüklenen anlamdan kaynaklanıyor.

Yani aşure sıradan bir aş değildir.

Kutsallık barındırıyor ve kutsallığında herkes ile paylaşılması gerekiyor.

Evet, oruç bitiminin ertesi günü kazanlar dolusu aşure kaynatılırdı.

Bizlerde güne aşure kokusu ile uyanır, tüm gün gelen aşurelerin tadına bakar ve kendi aşuremizi dağıtırdık.

O aşure kokusunu hala yaşıyorum desem, bana inanır mısınız?”

Konuşmaları öyle devam etmiş ve ertesi gün için planlarını yapmışlardı.

Öğleden sonra tüm ailenin fertleri bir araya geldiler.

Sema herkesin önüne birer tabak aşure koydu.

“Serkanım, canım aşure duamızı sen verir misin” diye sordu ve Serkan'ın önüne duanın yazılı olduğu bir kağıt bıraktı.

“Bismişâh, Allah Allah!

Bârekallah, şehitler Şâhı İmam Hüseyin Efendimiz’in ve Kerbelâ şehitlerinin yüce ruhlarının şâd olması için bârekallah!

Cümle erenlerin ruhları için bârekallah!

Kurbanlarımızın, lokmalarımızın kabulü için bârekallah!

Ahirete göçenlerimiz ve yaşamakta olanlarımız için bârekallah!

Gökten hayırlı rahmet, yerden hayırlı bereket vermesi için bârekallah!

Muhammed Mustafa, Ali el-Murtaza, İmam Hasan, İmam Hüseyin, Kerbela

şehitleri ve Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli hakkı için barekallah!

Gerçeğe Hü!”

Serkan heyecanlanarak ve yüzünde allık oluşarak da olsa gülbankını bitirdi.

Hep birlikte niyaz edip aşurelerini yediler.

Daha sonra önceki gün kararlaştırdıkları gibi ilk önce oturdukları apartmanda kim varsa aşure dağıttılar.

Sonrasında aşağıya inip kaldırıma masa kurdular ve gelen geçen herkese aşure dağıttılar.

Aşure ile beraber aşure ile ilgili bilgilerin yer aldığı Almanca hazırladıkları notları da meraklı olanlara verdiler.

Bir çok Alman ikinci bir kase isterken bazıları durup daha çok sorular sormaya başladılar.

O gün Almanya'nın muhafazakar nüfusun ağırlıkta olduğu Bayern bölgesinin küçük bir kasabası olan Weissenburg da Sema ve ailesinin dağıttığı aşurenin kokusu ötelerin en ötesine şehitlerin serdarı ve onun candaşlarına ulaşıyordu.

Remzi Kaptan

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!