atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Sabır, Başeğmezlik, Sadakat ve Fethedicilik

Bazı şeylerin anlaşılması, içselleştirilip yaşama geçirilmesi için defalarca dile getirmek gerekiyor.

Onun için bazılarına tekrar gelse dahi bir takım tarihsel doğruları, insanlığa hizmet ederek yön vermiş yüce şahsiyetlerin tarz ve uygulamalarını bıkmadan hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyor.

Bir çok toplum tarihin de olduğu Alevi tarihinde de çokça yenilgiler olmuş, acılar ve yıkımlar meydana gelmiştir.

Alevi toplumu tarihin bir çok defasında varlık yokluk mücadelesinin kıyısından dönmüş, adeta küllerinden yeniden doğarak tekrar var olmuştur.

Hakk inancına inanmak ve hakikatin yolundan gitmek bunu gerektiriyor zaten; daima umutla ve azimle, zerre tereddüt etmeden mücadele etmek, doğru yoldan sapmadan tüm bedellere karşın yürümek.

Aleviler şu an tarihlerinin en kritik dönemlerinden birisini daha yaşıyorlar.

Modern zamanların en sıkıntılı dönemi, adeta yine bir varlık yokluk mücadelesi.

Neden böyle hayatiyet arz ediyor Alevilerin durumu?

Çünkü yobazlık hayatın her alanındaki hakimiyeti ile zirve noktasında.

Tüm nefes alma kanallarını doldurmuş, Alevileri bırakın, diğer bütün insanlığın nefesini kesmek iddiasında.

İnsanlık buna karşın savunma içinde ancak Aleviler ne yazık ki savunma konumunda değil, savunma araçlarına ise hiç sahip değiller.

Aleviler ne düşünsel, ne de diğer savunma araçlarına sahip değiller, onun için yobazlık istediği gibi cirit atabiliyor ve her konuda, her şeyde her araç ve yöntemle ahkam kesip dayatmalarda bulunuyor.

Evet, Aleviler yine büyük sıkıntılarla uğraşıyor, zorluklarla mücadele ediyorlar.

En başta can ve mal güvenliklerini sağlama almak, çocuklarını aydınlık günlere uyandırmak ve kaygı keder taşımadan günü akşam etmek istiyorlar.

Yobazların baskısı, tehdidi ve ötekileştirmesi olmadan yaşamak istiyorlar.

Kendisi gibi olmayan herkese düşmanlık güden yobaz anlayışın Alevilere acıması, saygı duyması, haklarının alınmasına razı olması mümkün değil.

Yobaz zihniyet, kendisi gibi olmayan herkesi düşman, kendisinden farklı olan herkesi kafir, müşrik, zındık ve yoldan sapmış olarak görüyor.

Böyle görüldüğü içinde “Aleviler varlık yokluk mücadelesi veriyor” dememiz yerinde bir tespittir.

Varlık yokluk mücadelesi veren Alevilerin mücadelelerini başarılı bir şekilde verip zafer ile çıkması için tarihlerine bakıp o tarihten dersler çıkartmaları gerekiyor.

Alevi tarihinde başta Hz. Ali olmak üzere ( ki ondan öncesi peygamberlerin soylu mücadelesini de Alevi tarihi olarak görüyoruz, fakat genel bir algılayış için daha bilinen örnekler veriyoruz) bir çok önemli dersler alabileceğimiz örnekler var.

Bunlardan bir kaç tanesini paylaşıp, okuyan ve dinleyen canların gereken dersleri çıkartmalarını dileyelim.

İlk örneğimiz şahların şahı, mertlerin en merdi Şah-ı Merdan Hz. Ali'dir.

Hz. Ali'den öğrenmemiz gereken dersimiz sabırdır.

Hz. Ali, kendi sözleri ile, gözünde diken, boğazında kılçık ile 25 yıl sabır etmiştir.

Anlayışsızlıklara sabır etmiştir.

Başını Arap çöllerinin dipsiz kuyularına koymuş, kimse duymasın diye öfkesini bağırmış, dişlerini kenetlemiş, yumruklarını sıkmış ama her halükarda pes etmeden, bıkmadan, teslim olmadan sabır etmiştir.

Tüm imkansızlık ve yoksunluklara rağmen milim kadar değer ve doğrularından taviz vermeden sabır ederek mücadelesini vermiştir.

Alevilik yoluna hizmet için, toplumun varlığını koruma mücadelesinde Hz. Ali gibi sabırlı olacağız.

İkinci örneğimiz Hz. Ali'nin yolundan giden değerli evladı Hz. Hüseyin'dir.

Hz. Hüseyin, zalim Yezidin hilelerine, oyunlarına ve gaddarılığına asla boyun eğmedi.

Şereflice bir ölümü Yezidin egemenliği altında yaşanacak alçakça bir yaşama tercih etti.

Demek ki hizmet yolunda Hz. Ali gibi sabırlı, İmam Hüseyin gibi zalime başeğmez olacağız.

Üçüncü örneğimiz pirlerin piri Pir Sultan Abdal'dır.

Pir Sultan Abdal, Hakka olan bağlılığından, hakikate olan sadakatinden asla taviz vermemiş ve her fırsatta Hakkı ve hakikati avazı çıktığı kadar cümle varlığa bağırmıştır.

Yeri gelmiş kimse onu anlamamış veya bazı çıkarlardan dolayı yüz çevirmiş, o yüzünü Banaz dağına dönmüş cümle varlığa Muhammed-Ali yoluna olan sadakatini dile getirmiştir.

Yaşamını ortaya koymuş, yardan ve serden vazgeçmiş ama yolundan yani Hakk inancı ve hakikatin yolundan vazgeçmemiştir.

O halde bizler Hz. Ali gibi sabırlı, İmam Hüseyin gibi başeğmez ve Pir Sultan Abdal gibi sadık olacağız yolumuza, inancımıza.

Dördüncü örneğimiz Sah İsmail Hatayi'dir.

Şah İsmail, topu topuna 37 yıl yaşamıştır.

Ancak bu 37 yıllık ömürde Alevilerin yüzlerce yıllık özlemlerine cevap olmuş, umutlarını yeşertmiş ve mahzun Alevilerin yüzlerini güldürmüştür.

Bu kısa ömürde sayısız insanın kalbini fethetmiş, Yezit ve zalim olanların, hain ve insana düşman olanların ise kalplerinde korkuya vesile olmuştur.

O halde biz günümüzün Alevileri, ikrarına bağlı kalıp yolu sürmek isteyen, yoluna hizmet etmeye çabalayan, toplumunun şahsında dini ve dili ne olursa olsun cümle insanlığa güzellikler sunmak isteyen Alevileri olarak; Hz. Ali gibi sabırlı olacağız, İmam Hüseyin gibi başeğmez olacağız, Pir Sultan Abdal gibi sadakatli olacağız ve Şah İsmail Hatayi gibi fethedici olacağız.

Tarih boyunca bizler nice çemberleri kırmış, cendereleri yarmış, etrafımıza örülmüş nice korku surlarını yer ile yeksan etmişiz.

Şimdi mi bizler yobazlara yenilip tarih sahnesinden çekileceğiz?

Hayır elbette.

Alevi önderlerini rehber edinenler onlar gibi küllerinden yeniden doğan bir toplum oluştururlar ve bu toplum insanlığın yüz akı bir toplum olarak, insanlık var oldukça yaşar.

Böylesi bir bilinci olan bir Aleviye hangi sorun ve zorluk geri adım attırabilir ki?

Hz. Ali'nin, İmam Hüseyin'in, Pir Sultan Abdal'ın, Şah İsmail Hatayi'nin ve daha nice nur yüzlü, ak yürekli, sarsılmaz bilekli Alevi önderinin yolunda gidenlere selam olsun.

Remzi Kaptan

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!