atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Birlikte Yaşama Kültürü

Biz Aleviler; inancı ve dini farklıdır diye, etnik ve ulusal kimliği bizim gibi değildir diye kimseyi katletmedik, baskı altına alıp ötekileştirmedik.

Dini, dili, cinsiyeti, rengi ne olursa olsun tüm insanlara karşı saygılı olmak bizlerin inancının temel ilkesidir.

Erenlerimiz bunu; “tüm insanlara aynı nazarda bak” düsturuyla dile getirmişlerdir.

Evet, bizler için dini ve dili, etnik kimliği ve rengi, ulusu ve cinsiyeti ne olursa olsun tüm insanlar saygındır, kutsaldır.

Hiç bir insanı bu özelliklerinden dolayı dışlamak, baskı altına almak, yok saymak ve ötekileştirmek inancımızda yoktur.

Olmadığı içinde tarihten günümüze biz Aleviler inancı bizden farklıdır diye kimseyi öldürmedik.

Bizler inancımız Aleviliktir diye ve başkaları gibi değiliz diye katledildik, fakat bizler meşru müdafaa dışında hiç kimseyi öldürmedik.

Elimiz insan kanına bulaşmadı, din adına insan katletmedik.

Bu noktada tüm insanlık huzurunda, Hakkın divanında başımız dik ve alnımız aktır.

Bu güne kadar böyle geldik bundan böylede inancı bizim gibi değildir diye kimseyi katletmeyeceğiz, böylesi bir davranış içinde olan Alevi değildir.

Bizler meşru müdafaa dışında asla şiddet ve savaş yanlış olmadık, olmayacağız.

Cana kıymadık, kıymayacağız.

Dini ve inancı ne olursa olsun tüm insanlara aynı nazarla bakıp kardeşlik ve barış temelinde birlikteliği savunacağız.

Ayrımcılığı değil, birlikteliği, kardeşliği, hoşgörüyü esas alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz.

Kimsenin inancı diğerinden daha iyi değildir, kimsenin etnik kimliği diğerinden daha özel değildir, kimsenin konuştuğu ana dili diğerinin ana dilinden daha değersiz değildir.

Erenlerimizin buyurduğu gibi “Hakkın yaratmış olduğu her şey yerli yerindedir.”

Her çiçek ayrı rengi ve kokusuyla özel ve değerlidir.

Aynı durum insan içinde geçerlidir, her insan farklılığı ile değerlidir.

Bu anlayış ile yaklaşırsak ortak bir yaşama kültürü elde edebiliriz.

Bunun dışındaki anlayış ve yaklaşımlar, her ne adına olursa olsun, ister kutsallar ve Allah adına olsun, ister ulusun üstün çıkarı adına olsun, ister ideolojinin doğruluğu adına olsun kaçınılmaz olarak çatışma, savaş ve şiddet getirecektir.

Geçmişten günümüze -ve böyle devam ederse gelecekte de- ortak bir yaşam kültürünün oluşmasındaki en büyük engel budur.

Genel insanlıktan biraz daha özele, detaya inip kendi toplumsal konumumuza bakalım.

Bizler Sünnilerin çoğunlukta ve egemen olduğu, devletin ve iktidarın bu çoğunluk ve egemenlik çerçevesinde şekillendiği bir devlet ve toplum gerçeğinde yaşıyoruz.

Ve ne yazık ki bu gerçeklikte Alevilik inancına, değerlerine, doğrularına asgari düzeyde bir saygı olmadığı gibi her türlü yol ve yöntemle Alevileri asimle etme, inançlarını değiştirme, eşit yurttaşlık haklarını vermeme ve oluşturulmuş olan muazzam mekanizmalarla (Diyanet ve benzer kurumlarla) Aleviliğin inançsal özünü boşa çıkartıp kendi inançlarını dayatma var.

Bunda epey başarılı olundu da.

Uzun yıllardır Alevilere yönelik olarak sistemli bir şekilde yapılan çalışmalarla bir çok bölgede Aleviler Sünnileştirildi.

Zaman zaman katliamlarda uygulanarak Alevilerin Aleviliklerini inkar etme, yaşamama, sahip çıkmama psikolojisi oluşturuldu.

Özellikle devlet kadrolarında Alevi kimliği ile yer alıp çalışmak neredeyse imkansız hale getirildi.

Bütün bunlar yetmedi.

Geriye kalan Alevilere yönelik olarak son yıllarda dozajı artan baskılar ve katliam tehditleri köylere kadar hissettirilerek Alevileri tümden hedef alan çalışmalar aralıksız ve yoğunlaşarak devam etmektedir.

Şu an itibariyle Alevilerin can ve mal güvenliklerinin garantisi kesinlikle yoktur.

Çünkü Alevileri kendileri gibi inanmadıkları ve ibadet etmedikleri için kafir, zındık ve yoldan çıkmış bir zümre olarak görenler, Alevilerin katlininde vacip olduğuna inanıyor.

Haliyle Alevileri katletmek onlar için bir dini esas oluyor.

Evet, kimse gerçekleri yok saymasın veya üstünü örtmesin, gerçekler bu şekildedir.

Sünnilik yegane ve biricik inanç olarak kabul ediliyor onun dışındaki tüm inançlar ise batıl, kafir ve zındık olarak nitelendiriliyor.

Batıl ve kafir olanın ise onların anlayışına göre katledilmesinde bir sakınca olmuyor.

Böylesi bir anlayışın hakim olduğu bir ortamda kardeşçe ve beraberce yaşama imkanı var mıdır?

Alevilerin inancı, giyim tarzı, ibadetleri, gelenekleri bir bütün olarak zındıklık ve kafirlik olarak görülüyor.

Egemen olmanın, çoğunluk olmanın, devlette iktidar olmanın avantajı ve kibiri ile asgari düzeyde bir saygı gösterilmediği gibi kafirlik ve zındıkla suçlanıyor Aleviler.

Bu halde saygı beklemek, inancına ve değerlerine karşı eşitlik beklemek, nafile bir bekleyiş olacaktır.

Bu şekliyle ortak bir yaşam kurmak, ortak bir apartmanda, mahallede, semtte oturmak, ortak değer ve doğrularda buluşmak mümkün müdür?

Mümkün olmadığı için, dostluk ve kardeşlik bu şartlarda gelişmez ve daha çok çatışma, katliam, baskı ve ötekileştirme yaşanır.

Yapılması gereken, çoğunluk ve egemen olanların asgari düzeyde Alevilere ve Aleviliğe saygılı olmaları, Alevileri ve Aleviliği asimle etmek ve yok saymak yerine kabul etmeleri ve kendi inançları kadar doğru ve kutsal olarak görmeleridir.

Eğer Aleviliğinde kendi inançları gibi Aleviler tarafından inanılan ve kutsal olarak görülen bir inanç olduğu anlaşılmazsa, sorunlar çoğalır.

Fakat kimse sanmasın ki sorunların çoğalması, Alevilerin daha çok katliam ve baskı yaşamaları ile tek yanlı olarak Aleviler zarar görür.

Belki Aleviler sayı olarak azdır, etkileri sınırlıdır yinede çatışma ve baskı bir bütün olarak herkese zarar verir.

Evet, kardeşlik ve birlikte yaşamak, bir birinin inancına ve değerine saygılı bir şekilde dostça yaşamak elbette ki mümkün ve esas olması gerekendir.

O halde Alevisi-Sünnisi ve her farklı inançtan kimseler bu esas üzerine çaba ve gayret gösterirlerse, çatışma ve baskı kurmak isteyenlere dur demek mümkün olur.

Dileğimiz, isteğimiz, çabamız kimsenin inancından dolayı katledilip, aşağılanıp, horlanmadığı bir dünyadır.

Remzi Kaptan

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!