atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

1240: Yeniden Doğuşun Yılı

Kişilik bilincine ulaştıktan sonra tercihimi Alevilik inancına bağlılık ve Alevi toplumuna hizmetten yana yaptım. Bu tercihin gereği olarak çeşitli yol ve yöntemlerle hizmetimi sürdürmeye gayret ediyorum.

Benim için Alevi toplumuna hizmet etmek, Alevi toplumunun şahsında insanlığa hizmet etmektir.  Böyle bir tercihin ve bu tercihin şekillendirmiş olduğu yaşam biçiminin kaçınılmaz olarak zorlukları ve bedelleri olmaktadır.

Alevi toplumuna hizmet etmek ve bu hizmeti tüm insanlığa ulaştırmaya çalışmak kaçınılmaz olarak sayısız engel ve zorluk demektir.

Zorluklar, engeller, çıkmazlar karşısında kişinin kendisini duygu ve düşünce olarak an be an güçlendirmesi gerekiyor. Bu an be anlık güçlendirmeler olmadı mı emin olun inanç ve ikrar noktasında ne kadar samimi ve tutarlı olursanız olun bir yerden sonra tıkanmanız kaçınılmazdır.

Toplumumuzun inanç ve inanç ile ilgili çalışmalara ilgisi istenilen düzeyde değil. Yıllar yılı ağır baskı ve ötekileştirme politikasına maruz kalan, zaman zaman inancından dolayı katliama uğrayan bir toplumun inanç ile ilgili çalışmalara ilgisinin sınırlı olması bu nedenlerden  dolayı anlaşılır bir durumdur.

Toplumumuz inancını daha çok kültürel anlamda tatbik ediyor. Yani inanç boyutu ve onun rituellerinden çok kültürel anlamda inanç değerlerini sahiplenme var. Böylesi bir sahiplenme iyi olmakla beraber uzun vadede yetersiz bir sahiplenmedir. Onun için inanç esaslı, inancı merkezine alan bir çalışma yürütmeye çalışıyoruz. Bu çalışmaları yaparken yani toplumumuza bir bütün halinde inanç ve bilinç ulaştırmaya çalışırken bu gerçeklerin ışığında işimizin ne kadar zor olduğunu varın siz tahmin edin.

Bir yandan egemen anlayışın dayatmaları ve bunun konu komşu ilişkilerine yansıması ve bunun neticesinde inancını aşikar edememe, sahiplenememe, diğer yandan Alevilik dışı akımların toplumumuzun üzerindeki çalışmaları ve benzer nedenlerden dolayı inancını yadsıma, önemsizleştirme ve başka kimlikleri esas alma... Velhasıl bir çok yönden bir kuşatmaya rağmen bizler inadına inadına bıkmadan inancımızı anlatmaya ve toplumumuzun yaşantısında daha görünür kılmaya çalışıyoruz.

Bu kolay olmuyor. Her günümüz bin bir engel ve zahmet ile dolu. İşte engellerin böyle bazen doruğa çıktığı, imkanlarımızın neredeyse tükenip sıfırlandığı zamanlarda yani her anlamıyla zorlukların zirve yaptığı zamanlarda ben hep 1240 yılını, Babaileri ve Hacı Bektaş Veli'yi düşünürüm. Düşündükçe daha bir bilelenir ve aslında sıfıra düştüğünü sandığımız imkanlarımızın öyle olmadığını, ilgisi sınırlı toplumumuzun öz itibariyle öyle olmadığını ve her şeyin kendi ellerimizde olduğunu bir kez daha idrak ediyorum. Böyle olunca da moral, motivasyon ve mücadele azmim daha da bir artıyor.

1240 yılında ne oldu?

1240 yılında Aleviler Baba İlyas ve Baba İshak önderliğinde zalim ve haksız yönetime karşı bir isyan hareketi geliştirdiler. Babailer İsyanı adıyla bilinen bu hareket başlangıçta önemli mevziler elde etti. Fakat sonrasında Babailerin başarıları karşısında tedirgin olan devrin haksızları tüm güçlerini seferber ederek isyanı bastırdılar.

İsyan bastırılıp Babailer yenilince korkunç bir katliam gerçekleşti. İsyana destek veren vermeyen tüm Aleviler kılıçtan geçirildi. Kalanlar ise dağ başlarına, ücra yerlere yerleşerek canlarını kurtardılar.

Büyük Alevi ereni Hacı Bektaş Veli bu eyleme katildi ve kardeşini de bu harekette şehit verdi.

İşte böylesi bir yenilgiyle sonuçlanan ayaklanmanın sonrasında Hacı Bektaş Veli, geride kalanları toparladı ve muazzam bir örgütlenme yaratarak bu gün dahi bize yol gösteren bir miras bıraktı.

İşte bizlerde, çağımızın yol sürenleri de bu örnekten dersler alabilir, gerekli moral ve motivasyonu buradan hareketle sağlayabiliriz.

Elbette bizler bir Hacı Bektaş Veli değiliz. Fakat şartlarımız o zamandan daha kötü değil.

Hacı Bektaş Veli, katliamdan kurtulanları bir araya getirip, eğitip, ikrar verdirip yeniden dünyanın dört bir tarafına gönderdi.

İnce ince, ilmek ilmek örerek, her bir insanı ayrı ayrı eğiterek asırlar sürecek bir sağlamlıkta bir kurumlaşma ve bilinç yarattı.

Bizlerde işte tüm zorluklar ve engellere karşın bazı gelişmeler yaratabiliriz. Toplumumuzu daha da ileri konumlara taşıyabiliriz.

Hacı Bektaş Veli bunun mümkün olduğunun en somut göstergesidir.

İşte bu nedenden dolayı 1240 yılı benim açımdan bir yenilgi yılı değildir. Bir yeniden doğuşun yılıdır. Dolayısıyla şimdi yaşadığımız yenilgiler doğru değerlendirirsek bizler için başarı ve yeni zaferlerin adı olacaktır.

Remzi Kaptan     remzi.kapta@yahoo.com

 

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!