atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

İyilik, Güzellik, Sevgi

Savaş, kavga, zalimlik, haksızlık, isyan, yenilgiler, parasızlık... ve daha yığınla yenilgi. Gerek bizlerin iradesi dahilinde olsun, gerekse de irademiz dışı olsun. İnsan olarak bir çok şeyi yaşıyoruz, yaşamak durumunda kalıyoruz.

İnsan olarak öyle bir varlığız ki, yeri geliyor melekleri kıskandıracak güzellikler ve iyilikler yapabiliyoruz. Yine öyle anlar ve ruh hali oluyor ki yaptığımız kötülüklerle şeytanı bile şeytanlığından utandırıyoruz.

İnsan olmak biraz da böyle bir şeydir. Yani hem olumlu hem her tür olumsuzluğa açık olmak ve bunun neticesinde kendi öz irademiz ile tercihlerde bulunmak.

Her yenilgi, her başarısızlık, her haksızlık, her kendini ifade edememe insanı biraz daha olumsuzluğa, şeytaniliğe götürüyor. Yine her iyilik, her güzellik, her çekicilik ve sevgi insanı biraz daha insanileştiriyor.

Burada anahtar kavram, temel davranış iyilik, güzellik ve onların toplamı olan sevgidir.

Sevilmeyi beklemeden sevmek, karşılık beklemeden iyilikte bulunmak, çirkinlikleri güzelliğe dönüştürmek...

Yani “bütün dünya buna inansa ve hayat bayram olsa” şarkısındaki gibi değil her şey. Bunun elbette farkındayım. Fakat bunun farkında olmak, dünyadaki bu düzenin ilelebet böyle gideceği anlamına gelmiyor. elbette günün birinde iyilikler artacak ve kötülükler en alt düzeye düşecek. Tamamen yok olmasını beklememek gerekiyor. Tamamen yok olmasını beklemek insanı tanımamak demektir.

Burada esas olarak söylemek istediğim veya ilgi duyanlarla tartışmak istediğim; kişinin kendi konumudur. Yani insanı ve insanlığın genelini bir yana bırakıp bu ilgili ve tartışmaya açık kimseyle kendi konumunu tartışmak ve hayatında şeytaniliklerle iyiliklerin bir resmini çizmek...

Biz ne kadar iyilik yapıyor, güzellikleri görüyor ve ona değer verip sevgiyi yüceltiyoruz?

Sevmeyi esas alıp, sevilmeyi beklemeden sevgimizi diğer insanlara ve cümle varlığa sunuyor muyuz?

Yaşadığımız onca olumsuzluk, yenilgi, haksızlık karşısında yine de ikimizdeki sevgiyi yaşatmak, geliştirmek önemli.

Küçücük bir kırıntı kalmış olsa dahi sevgi filizinin yeşermesi, boy vermesi, meyve vermesini esas almak gerekiyor.

Kin, kibir, öfke, kıskançlık, haset, yalan, hile.... bizi içten içe çürütür, yok eder.

Bizleri geliştirecek olan sevgidir, iyiliktir, güzelliktir.

Yaşamın gayesi de budur. Yaşam bir noktada sevgiden dolayı oluşmuştur.

Kızmamak gerekiyor, öfkelenmemek, kin gütmemek, nefret etmemek gerekiyor.

Farkındayım elbette. Bunu yapabilmek çok çok zor.

Bunca haksızlık ve yanlışlık karşısında, acı ve zulüm karşısında öfkelenmemek mümkün değil. Fakat tüm bunlara rağmen bunu denemek gerekiyor.

Bütün bu olumsuzlukların bizi olgunlaştıracağına ve kemalete götüreceğine kanaat etmeliyiz.

Bütün zorlukların, sıkıntıların bizlerin pişmesi olarak ele alalım.

Her şart altında, en zorlu koşullarda bile nice güzel erenin yapmış olduğu gibi sabır edelim, irademizle elimizden geldiğince doğru bulduklarımızı, doğru olanları yapalım.

Elbette böyle yaptığımızda gönül rahatlığıyla başımızı yastığa koyarız ve inanıyorum ki sonuçları da güzel olur.

Aksi takdirde hep kinle, öfkeyle, dalavereyle, üçkağıtçılıkla ömrümüz geçer. Ki bu da anlamından uzak, mutluluktan uzak cehennemi bir hayat olur. Belki görüntüde bazı maddi birikimler veya bir takım başka başka başarılar olur. Fakat içsel huzur, mutluluk olmaz. Esas olanda gönül rahatlığı değil mi?

O halde Yunus Emre'ninde buyurduğu gibi; “sevelim sevilelim”.

 

Remzi Kaptan    remzi.kaptan@yahoo.com

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!