atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Yunus Emre'yi Tefekkür Etmek

Günümüzde ne kadar sahtekar, yalancı, düzenbaz, aldatmayı ve kandırmayı meslek edinmiş siyasetçi varsa zerre kadar utanmadan geniş kitleler önünde kendi düzenleri, inanışları, eylemleri, ideolojileri ile hiç uyuşmadığı halde Yunus Emre'nin sözlerine vurgu yapıyorlar.

Mesela Yunus Emre'nin “yaratılmışı severiz yaratandan ötürü” sözü buna en iyi örnektir.

Bu hileyi ve yalanı meslek edinmiş siyaset erbabı kimseler geniş kitleler önünde masumane bir ses tonuyla bu güzel sözleri dile getirirlerken aynı zamanda bu sözlerle çelişki arz eden ve bizzat bu politikacılar tarafından uygulanan dini, mezhebi, bölgesel, etnik ayrımcılıkları sanki yapan kendileri değilmiş gibi söylerler.

Bırakalım cümle yaratılmışları yaratandan ötürü sevmeyi, bu düzenbazlar kendilerinden farklı olan her şeyi baskı altına alıp zulüm ederler.

Yunus Emre'nin sözlerini, şiirlerini başkalarını kandırmak için kullananlar sadece politikacılar değil. Politikacıların yanı  sıra softalarda, din bezirganları da, yobazlarda Yunus Emre'nin şiirlerini başkalarını etkilemek ve kendilerini farklı göstermek için bol bol kullanırlar.

Bu softalar, “cennet cennet dedikleri bir kaç köşk ile bir kaç Huri, isteyene ver onu, bana seni gerek seni” diyen Yunus Emre'yi kendi bağnazlıklarına, hamlıklarını, dogmatikliklerine bakmadan çeşitli şekillerde kullanırlar.

Çok yaman bir çelişki, tezat bu durum. Ancak gerçek bu şekildedir.

Yunus Emre, ne sahtekar politikacıların anlayışına uyan bir erendir, ne de softaların itikat ve inançlarına, dünya görüşlerine uyan bir erendir.

Yunus Emre'nin eserlerine baktığımızda, Yunus Emre'nin nitelikli bir şekilde Alevilik inancını yansıttığını rahatlıkla görebiliriz. Yukarıdaki iki şiir örneği bile bu gerçeğin anlaşılmasına yeterde artar bile.

Alevilik inancını nitelikli bir şekilde, arı-duru bir lisanla anlatmış olan Yunus Emre'yi günümüz Alevileri ne kadar anlıyor ve bu anlamanın ifadesini ne kadar yansıtıyorlar?

Ne yazık ki istenilen ölçüde yapabildiğimizi söylemek mümkün değil.

Oysa Yunus Emre üzerine biraz tefekkür edebilsek, hayatını öğrenip mesela Hacı Bektaş Veli ve Tapduk Emre ile ilişkilerini anlayabilsek ve bu anlayış doğrultusunda eserlerini inceleyip üzerinde yoğunlaşsak, eminim ki çokça güzellikler elde edebiliriz. Oysa ne yazık ki bizler daha sahtekar politikacılar ve softalar kadar bile Yunus Emre'yi dile getiremiyor, ondan ve eserlerinden yeteri derecede faydalanamıyoruz.

Yunus Emre, belkide tarihin bir çok döneminden çok şu dönemde Alevilerin üzerinde yoğunlaşmaları gereken, eserlerini defalarca incelemeleri gereken bir önder, yol erenidir. Çünkü günümüzde hayatın tüm alanlarını, en çok da teolojik alanını kuşatmış olan ve kendi dar dünya görüşünden başka hiç bir doğru kabul etmeyen kaba, dogmatik bir anlayış hakim. Ve bu softalar hakimiyetlerini daha da geliştirip perçinlemek, inanç adına en küçük bir boşluk bırakmamak için her tür yol ve yöntemi deniyorlar. İşte Yunus Emre ve onunla aynı dalga boyundaki erenlerin asırlar öncesi bu softalara vermiş oldukları cevapları güncellemek gerekiyor.

Başta Yunus Emre olmak üzere onunla aynı frekansta olan insan-ı kamillerin düşünceleri çağlar ötesinden gelip asırlar ötesine gidecek olan düşüncelerdir. Onlar gönül gözüyle görmüş, hakikatin sırrına vakıf olmuş, cümle kainatla birlik halini almış yüce şahsiyetlerdir. İnsan-ı kamillerdir.

İşte bu insan-ı kamillerin sözlerine kulak vermek, onların düşünceleri etrafında tefekkür etmek bizleri güçlendirecek ve bir çok softayı da gerçeğe yönlendirecektir.

Bir başlangıç yapmak isteyenler için Yunus Emre'nin aşağıdaki sözleri birer işaret fişeği olabilir.

“Ölümden ne korkarsın, korkma ebedi varsın.

Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.

Yaratılanı hoş gör, Yaratandan ötürü.

Zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur.

Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır.

Olsun be aldırma Yaradan yardır...Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... Her şeyin bir vakti vardır...

Maharet güzeli görebilmektir, sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, alem herkes bilsin ki şunu; En büyük ibadet sevebilmektir...

Biz gelmedik dava için, bizim işimiz sevda için, dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik.

Dünya yalan kardeşim, dünya yalan! Var mı yalan dünyada bakî kalan. Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan.

Benlik davasını bırak, muhabbetten olma ırak. Sevgi ile dolsun yürek, hoşgörülü olmaya bak...

Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim. Aşkın ile avunurum ; Bana Seni gerek Seni.

Eğer bir müminin kalbin kırarsan Hakka eylediğin secde değildir.

Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi vardır...

Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen.

Ana rahminden geldik pazara, bir kefen aldık döndük mezara.

Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır.

Beni bende demen bende değilem, bir ben vardır bende benden içeri.

Ete kemiğe büründü, Yunus diye göründü.”

Remzi Kaptan remz.kaptan@yahoo.com

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!