atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Aleviliğe Hizmet Edenlerin Ufukları

Alevi toplumunun can güvenliğinin garantide olması, Alevilere yönelik baskıların, katliamların, asimilasyonun son bulması, Alevilerin insanlık ailesi içersin de saygın bir konumda olması, Aleviliğin insanlıkla buluşması için hizmet eden canların sorumlulukları çok büyük, aldıkları görev kutsal ve onurlu bir görevdir.

Bu yola hizmet eden canların, hizmet etmek isteyen canların bu ağır sorumluluğun, kutsal görevin bilinciyle hizmet etmeleri gerekmektedir. Onlar bir noktada Aleviliğin somut hale gelmiş, ete kemiğe bürünmüş temsilcileridir.

Alevilik yoluna hizmet eden canların yaptıkları her olumlu davranış, söyledikleri her güzel söz Aleviliğe mal edileceği gibi, sergiledikleri olumsuz davranışlar ve söylemlerindeki tutarsızlıklarda yine Aleviliğe mal edilecektir. Bu sebepten hizmet eden canların üzerlerine aldıkları sorumlulukların bilinciyle hareket etmeleri, Hz. Ali'lerden başlayan bir sürecin devamı olarak kendi çağlarının temsilcileri oldukları ve aynı zamanda gelecek çağlara yön vereceklerinde hazırlayıcısı olduklarının bilinciyle her adımlarını atmaları, her sözlerini söylemeleri gerekmektedir.

Aleviliğe hizmet edenlerin hedefleri net, bilinçleri berrak, ufukları geniş olmak zorundadır. Bu dava kutsal bir insanlık davasıdır. Alevilik inancı herhangi basit bir ideoloji veya zamanı geçmiş, eskilerde kalıp günümüzde işlevsiz olan bir inanç değildir.

Alevilik, Hak inancı ve hakikat yoludur.

İnsanlık var oldukça var olacak olan bir inançtır.

Özü itibariyle Alevilik insana kendi gerçeğini hatırlatma, insanı kendi gerçeğiyle buluşturma inancıdır. Dolayısıyla ilk insandan başlayan ve son insana dek var olması gereken bir inançtır. Bu inanca, bu kadim geleneğe hizmet etmek de öyle herhangi bir şeye hizmet etmekten çok daha anlamlı bir hizmettir.

İnsanın dünyaya gelmesi, batın alemden zahir aleme çıkması, yani canın bedenleşmesinin bir sebebi, anlamı, hikmeti vardır. İnsan öyle basit nedenlerden, tesadüflerden oluşmayacak kadar önemli ve değerlidir. İnsanı değerli kılan insanın bedeninden ziyade ruhu/canıdır. Canın bedenle buluşması, yani ruhun yokluk aleminden/görünmez alemden varlık alanına çıkmasının nedeni ruhun kemaleti bulmasıdır. İnsan-ı kamil olarak geldiği kaynağa geri dönmesi, onunla bütünleşmesidir. İşte Alevilik insanın bu asil davasının inancıdır. Bu noktada Alevilik sadece belli bir kavmin, bölgenin, zamanın inancı değildir. Çağlar öncesinden çağlar sonrasına tüm insanların inancıdır.

İnsanoğlu her dem, her çağ kendini bilmek isteyecektir. Bu istek olduğu müddetçe Alevilik inancıda var olacaktır. İşte Alevilik yoluna hizmet edenlerin bunun ayırdın da olmaları, böylesi bir misyonları olduğunun farkında olmaları gerekiyor.

Alevilik davası kendisini dünyevi/maddi bazı isteklerle sınırlı tutan ideolojik bir dava değildir. Yine felsefi veya başka ırksal temeli olan bir dava değildir. Alevilik davası gerçeklerin yer yüzüne hakim olması, hakikatin cümle insanlık tarafından bilinmesi, Hakkın layıkıyla insanlık tarafından anlaşılmasının davasıdır.

Böylesi bir inancın temsilcisi olmak, böylesi soylu amaçları olan bir inancın ereni olup bunu insanlığa tanıtmak, elbette ki hem Hak katında hemde halk katında önemli bir konumdur.

Bu yola hizmet etmeye karar veren canın zamanın ve çağın olabildiğince tüm gerçeklerine, bilgisine hakim olması gerekmektedir. Alevilik inancının ne olduğunu söylemekten çok yaşamıyla, kendi yaşamında somutlaşmış olan Alevilik inancının ilkelerini yaşantısıyla göstermek durumundadır.

Alevilik inancına ve bu inanca mensup olanlara hizmet etmek, onların şahsında cümle insanlığa hizmet etmeye çalışmak şüphesiz beraberinde söylem ve davranış birliğini getirir. Yani kişi söyledikleriyle yaptıkları arasında tutarlı olmalı. Söylem başka, eylem başka olursa inancın ve toplumun tümüne zarar verir.

Bu gün Aleviliğe hizmet edenlerin bazılarının önemli eksiklikleri var. Hem düşünsel ve hemde yaşamsal anlamda önemli eksiklikleri, yetmezlikleri var.

Çoğu kez inanca dair daha temel inanç değerlerinin neler olduğu konusunda aktarımda önemli açıklıklar var. Teorik olarak gelişmemekte, inanca dair temel bilgilere daha vakıf olamamak gibi, basma kalıp klasik ve yetersiz bilgi kırıntıları ile bazı doğruları anlatma yoluna gidiliyor. Bırakalım dünyadaki bir çok olayı ve olguyu anlayıp yorumlamada, daha temel siyasi konular bile başkalarının penceresinden bakılarak yorumlanıyor.

En önemli noksanlıkların başında Aleviliğin inanç temeli geliyor. Aleviliğin inançsal özü yeteri kadar öğrenilmiyor, yaşanılmıyor. Öğrenilmediği, yaşanılmadığı, anlatılmadığı zamanda özellikle de genç beyinlerde çelişki ortaya çıkıyor.

Örneğin Aleviliğin Allah, peygamberler, Ehlibeyt algısı, inancı bilinmiyor. Yine dört kapı kırk makam teorik olarak bile bilinmiyor. Dinler tarihi, toplumları bir arada tutan değerler, dünyadaki siyasal sistemler ve bunların insan üzerindeki etkisi bile tam olarak bilinmiyor.

İnançların hangi ihtiyaçtan doğduğu, yaşamımızdaki hangi boşlukları doldurduğu, inanç olmadığı zaman bu boşlukların nasıl dolacağı üzerinde etraflıca bir değerlendirme bir yana, daha temel bir değerlendirme bile yapılmıyor.

Yine Aleviliğin ölüme bakışı, insana, doğaya bakışı, evren anlayışı bile bilinmiyor. Erenlerimizin ortaya koymuş oldukları bunca esere rağmen, hala Alevilik inancına göre yaşamın, insanın, dünyanın, evrenin oluşumu anlaşılır şekilde ilgilenenlere anlatılmıyor.

Genel olarak bir takım baskı ve yasaklardan yola çıkarak bazı değerleri ve doğruları dile getirerek, belli bir siyasi jargon kullanılarak açıklamalar yapmak Alevilik yoluna hizmet edenlerin aslında ufuksuzluğunu gösteriyor.

Alevilik yoluna karınca kararınca hizmet eden herkesin hizmetleri Hak katında makbul olsun. Saygı ve onurlu bir yolun hizmetkarlarıdırlar. Ancak bu onların eksik ve yetmezliklerini ortaya koymaya engel değildir. Amaç daha da verimli şekilde yola ve topluma hizmet edip hak edilen konuma yükseltmektir.

Peki ne yapmak gerekiyor ki bu yolun hizmetkarları daha donanımlı olarak hizmet etsinler?

İnanç esastır. Her şeyden önce inancımızın Hak inancı olduğu ve bizi hakikate götürdüğüne kesin kes iman edip ikrar vermeliyiz. İnançsal öz sağlam olduktan sonra, bütün şek ve şüpheler giderildikten sonra bu inancın ritüellerine yani cem ibadetine, perşembe akşamları delili uyandırmaya, Muharrem orucuna, Hızır'a ve diğer inançsal ritüellere uyunulmak zorundadır.

Tefekkür, muhabbetler ile ibadet boyutu yoğunlaştırılmalıdır. Bunda belli bir aşama sağlandıktan sonra genel öğrenme sürecine girilmelidir. Genel öğrenme süreci ibadetler bütününün yarım kalması anlamına gelmiyor. Paralel olarak yürütülmelidir.

Dar bir çerçevede değil, geniş bir perspektifle düşünsel gelişim devam ettirilmeli. En aykırı ve farklı düşünceler bile irdelenmeli ve gereken sonuçlar çıkartılmalıdır.

Bu söylediklerimiz öyle uçuk veya olmayacak şeyler değil. Yani şartlar, imkanlar falan denilerek gerekçe üretilip uygunlanmayacak şeyler değildir.

Söylediklerimiz oldukça nettir: bir kimse Alevilik yoluna hizmet ediyorsa, mesela bir Alevi cemevinde, derneğinde hizmet ediyorsa veya inançsal önderiyse bu görevini layıkıyla yapmalıdır. Öyle baştan savma, sırf iş olsun diye değil. Bilinçli bir şekilde, bilgi, ilim ve irfan ile yapmalı. Bunun içinde bu inancın gereklerini, inanç olmaktan kaynaklanan ibadetlerini yerine getirmeli ve bunun yanı sıra sistemli bir şekilde kendisini eğitmelidir.

Bunlar çok zor şeyler mi?

Yani bir cemevinde hizmet eden birisi inanç ile ilgili temel sorulara cevap verme ve bazı temel bilgileri öğrenmede çok mu zorlanır?

Elbette ki hayır.

Öyleyse gerekçe üretmeden, kişi kendi özünü dara çekip kendisini eğitebilir. Yani biz Alevilerin Alevi fakültelerinin olmaması kişinin kendisini Alevilik yolunda eğitmemesi önünde bir engel değildir. Yeter ki istek, azim, irade ve kararlılık olsun. Bunlar olduktan sonra insan kendisini eğitip erenlerden olabilir ve eren olarak bu yolu cümle insanlığa tanıtabilir.

Alevilerin de böyle erenlere, yolu bu boyutuyla sürenlere ihtiyacı vardır. Tepeden tırnağa yolu benimsemiş, özümsemiş, içselleştirmiş, adeta kişiliğine yedirip yoloğlu/yolkızı olmuş kişilere ihtiyacı vardır.

Böyle kimseler oturup kalkmaları ile, sözleri ve davranışlarıyla adeta bir çekim merkezi olup insanları kendilerine çekebilir ve Aleviliği tüm insanlığa tanıtabilirler.

Böyle bir kişilik mi doğru bir yol erenidir, yoksa daha temel konularda bile kendisini ifade etmede yetersiz olan birisimi?

Remzi Kaptan remzi.kaptan@yahoo.com

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!