atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Eline, Beline, Diline Sahip Ol İlkeleri

Eline, beline, diline sahip ol ilkelerini incelerken, bunların birden fazla ve aşama aşama açıklamaları/anlamları olduğunu belirtelim.

Kişinin bilinç, idrak, inanç, eğitim boyutuna göre bu ilkelerin içeriği anlam ve önem kazanır.

Genel olarak bu ilkeler ilk etapta şöyle açıklanır.

Eline sahip olmakla kişinin eliyle yaptığı her tür görünür kötülükten uzak durması, mesela hırsızlık yapmaması, insan öldürmemesi  ve benzer şeyler kastedilir. Yine eliyle yapabileceği iyilikleri esirgememesi öğütlenir.

Beline sahip olmakla kastedilen ise cinsellik manasında gayri meşru hallerden kaçınılması ve genel ahlak dairesi içinde kalınmasıdır.

Diline sahip olmaktan kasıt ise diliyle doğruları ve güzellikleri açık etmesi, kötü olan dedikodu, gıybet ve her tür yaramaz, aşağılayıcı, incitici sözlerden uzak durması öğütlenir.

Bunlar herkesin anlayabileceği ve uyguladıkça doğru ahlak sahibi olacağı güzel öğütlerdir.

Kişi bunlara uymakla edepli olur, ahlaklı olur, saygın olur, doğrulardan olur.

Eline, beline, diline sahip ol derken bunlar anlaşılır ve bunlar uyulması gereken temel esaslardır. Yani statüsü, konumu, bilgisi, becerisi, inancı, eğitimi en alt düzeyde dahi olsa kişi bunlardan kastın ne olduğunu bilir ve bunlara uyabilir. Ancak kişinin durumu geliştikçe bu ilkelerin derinlikleri ve boyutu daha da gelişir.

Şimdi kısaca bu boyutun ne olduğuna bir göz atalım.

Her şeyden önce Alevilik inancı mistik ve tasavvufi ögeler taşısa da klasik anlamda dar bir mistik anlayış değildir. Mistizmi aşan ve yaşamın tümüne dair uygulamaları olan bir inançtır. Bu noktada eline, beline, diline sahip ol ilkelerini tartışırken “yol var yol içinde, sır var sır içinde” vurgusundan yola çıkarak yapacağımız açıklamalar bu açıdan, yani mistik yan gözetilmekle beraber esas alınmadan irdelenmelidir.

Bu ilkelerden anlaşılan ilk etapta yukarıda yaptığımız açıklamalardır. Bu ilkelerin ikinci bir açıklaması ise şu şekildedir.

Eline sahip ol ile kastedilen yaşadığın toprağına, yurduna, memleketine sahip ol demektir. Bütün dünya elimiz, yurdumuz ise dünyaya dolayısıyla doğaya sahip ol, doğayı yok etmeden ve onu koruyarak yaşa anlamına ulaşılabilinir.

Beline sahip ol demek ile kastedilen ise soyuna, evlatlarına sahip ol. Onların sağlam ve güzel insanlar olmaları için çaba harca. Soyuna öyle bir dünya, kültür birikimi bırak ki, soyuna öyle bir eğitim ver, ahlak anlayışını benimset ki soyun daha binlerce yıl diğer dünya insanlarıyla beraber barış içerisinde yaşayabilsin.

Diline sahip olmak ise konuştuğun ana diline sahip çık. Dil en önemli iletişim aracıdır. Konuştuğun ana dilini koru, sahiplen, geliştir. Bununla beraber yeni diller öğren. Bir dili öğrenmek bir kültürü öğrenmektir. Kendi dilini korumakla aslında kendi kültürünü ve değer yargılarını koruyorsun. Yine yeni bir dil öğrenmekle yeni bir kültürü öğreniyor ve bu yeni dilin konuşulduğu topluma da kendi kültürünü aktarıyorsun.

Bazıları buradaki açıklamaların zorlama olduğu veya aslında bu anlamları içermediği sonucuna ulaşabilir. Ancak bu açıklamalar ve daha başka açıklamalar öyle zorlama açıklamalar değildir. Asırlardır bu açıklamalar –kullanılan kavramlar farklıda olsa- aynı şekilde yol ehli kimselere yapılmaktadır.

Dört Kapı Kırk Makam ile verilen eğitim bütün bu ve benzer ilkelerdeki açıklamaların bilinen ve bilinmeyen, zahiri ve batini yönleriyle öğrenilmesi ve uygulanmasından başka bir şey değildir.

Burada es geçilmemesi gereken bir başka noktada bu açıklamaların pratik boyutudur. Yani eğer bu açıklamalar sıradan bir metni okuyor gibi okunup geçilirse, üzerinde tefekkür edilmezse, tartışma yürütülmezse, uygunlanmaya konulmazsa ve uygunlanıp uygulanmadığı, kişilikle bütünleşip bütünleşmediği denetlenmezse pek bir yararı olmaz.

Hep söylediğimiz gibi amaç insan-ı kamil olmak ve tüm toplumun insan-ı kamil toplum olmasını sağlamaktır. İnsan-ı kamil olmanın yolu da Dört Kapı Kırk Makamdan geçiyor. Dört Kapı Kırk Makam ise öyle okumakla, teoride geliştirmekle ulaşılacak bir aşama değildir. Bu yolun pirlerinin denetiminde, öncülüğünde uzun bir zaman dilimine yayılmak suretiyle gerçekleşecek olan bir aşamadır.

Eline, beline, diline sahip ol ilkelerinin açıklamaları/anlatmak istediği bilgiler sadece bu iki açıklamadan ibaret değildir. İnsan-ı kamil olmayı talep eden kişi, yani talip geliştikçe yeni yeni ve farklı pencerelerden bakan açıklamaları da öğrenecektir.

Bu ilkeler aslında özün özü kıvamında ilkelerdir. Çekirdek gibi. Küçücük bir çekirdek kocaman bir ağacın nasıl özüyse bu üç kelimeden oluşan ilkelerde çekirdek gibi koca koca bilgi ve uygulamaların çekirdeğidir/özüdür.

Öyle basite ve hafife almamak gerekiyor. Adeta asırların imbiğinden, süzgecinden geçmiş, nice nice erenlerin, evliyaların, yolu sürmüş nice ak yüzlü insan-ı kamilimizin kolektif katkısı, emeği ile çekirdek seklinde bize ulaşmıştır. Bizler farkında olmasak da, çekirdeği toprağı elverişli olmayan, hatta taşlık yerlere dikmeye çalışıp kıymetini bilmesek de, almamız gereken verimi böylece almasak ta öz olarak olay böyledir.

Remzi Kaptan   remzi.kaptan@yahoo.com

 

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!