atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

8 Mart Ve Alevi Kadını

Remzi Kaptan

remzi.kaptan@yahoo.com

 

8 Mart dünya kadınlar günü kutlu olsun. Neden böyle bir kutlama gününe ihtiyaç duyulmuş, kendi başına bir tartışma konusu. Gerçek olan; kadının birikmiş olan tarihsel güncel sorunlarını, 8 mart'ı kutlamakla çözülemeyeceğidir.

Kadın cinsine olan baskı asırlara, hatta bin yıllara dayanmaktadır. Bin yıllardır süren erkek egemenliği, kadın kişiliğin de olmadık tahribat yaratmıştır. Bu tahribat ikibinli yıllarda da etkisini göstermektedir. İkibin yılında da kadın cinsi aşağılanmakta, ikinci sınıf olarak görülmektedir. Bu vahim durum gelişmiş toplumlarda bile mevcuttur. Durum diğer dünya toplumların daha da trajiktir.

Genel de bütün dünya coğrafyasında, özellikle de bizimki gibi geri bırakılmış/bıraktırılmış coğrafyalarda kadının durumu bir-iki artı-eksiyle hemen hemen aynı paralelliktedir. Yani ikinci sınıf insandır kadın. Kadın bütün yaşantısı boyunca ev işlerini yapmak zorunda olan bir hizmetçidir, cinsel objedir, zevk mezesidir, erkeğin mutluluğunu sağlamak için var olmuştur. Kadın hakkındaki olumsuz yaşam koşullarını saymakla bitiremeyiz. Açık ve net olan; kadının ezildiğidir. Kadını ezende, kadının doğurduğu, emek verdiği, yaşamasına sebep olduğudur. Yukarıda da izah etmeye çalıştığımız gibi kadın sorunu, binlerce yıldır süren erkek egemen anlayışının bir ürünüdür. Bu anlamda çözülmesi de uzun bir dönemi kapsayacaktır. Erkeğin, kadının eşitliğine inanması, bu eşitliği içselleştirip somuta indirgeyerek pratikte uygulaması uzun bir dönemde gerçekleşecektir.

Batılı toplumlarda kadın kabulünü sağlamışsa da bu daha çok kağıt üzerinde yasal zeminde bir kabul olmuştur. Pratikte işlerliğini yitiren bir kabuldür. Batılı toplumdaki erkekte kadının eşitliğini özümsememiştir. Nitekim batılı toplumlarda yapılan araştırmaların  istatiği bu durumu doğrulamaktadır. Örneğin her 100 ailede sadece beşinde erkek ev işlerine yardımcı oluyor. Diğer 95 ailede kadın bütün ev işlerini yapmak zorunda. Bu korkunç bir rakamdır. Olayın bir diğer korkunç boyutu ise, kadının bu durumu kadermiş gibi kabullenmesidir. Yine yapılan araştırmaların ortaya çıkardığı bir diğer ürkütücü istatistikse; Avrupa da her yıl binlerce kadının cinsel tacize maruz kalması. Olayın başka bir boyutu da, yine her yıl binlerce çocuğun cinsel tacize uğraması. Hangi açıdan bakarsak bakalım, vahim gerçeklerle karşılaşıyoruz.

 

GELELİM ALEVİ KADININA:

Alevi kadını hemcinslerine oranla daha özgürdür. Bu özgürlük, Aleviliğin ilkelerinden kaynaklanmaktadır. Alevi Ulu'su, Hacı Bektaş Veli'nin bir özdeyişi bunu açıkça ortaya koyuyor. Şöyle diyor Ulu Hünkar: "Kadınlarınızı Okutunuz". Bu ilke bundan 700 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu ilke güncelliğini korumakla beraber, aynı zamanda günümüzün temel şiarı da olmalıdır. Bu ilke de kast edilen salt okuma-yazma değildir. Burada hedeflenen, kadının gelişimi ve eşitliğidir.

Eşitlikçi ve özgürlükçü bir felsefeye sahip olan Aleviler, uzunca bir dönem kadını erkekle eşit kıldı. Aleviler de, kadınla erkek beraber ibadet ederler, beraber üretip beraberce eşit bir şekilde tüketirler. Alevilikte kadın, "Ana"dır "Bacı"dır. Aleviler bütün tahriklere rağmen kadını baş tacı yaptı. Ne zamanki Aleviler asimile edilmeye, kendi kökeninden uzaklaştırılmaya başlandı, Alevi kadının özgürlüğü de, aynı dönemin ürünü olarak kısılmaya başlandı. Son 50 senelik dönemde ise, Alevi kadını kalan haklarını da yitirmeye başladı. Şüphesiz bunda gelişen kapitalizmin etkisi olmuştur. Çünkü bilindiği gibi Alevi toplumu öz itibarıyla bir köy-kır toplumudur. Alevilerin sosyal yaşamı, siyasal kimlikleri, insan doğa ilişkileri, hatta bazı inançsal değerleri bu formasyon çerçevesinde şekillenmiştir.

Artan baskılar, dedelik kurumunun zayıflaması, çağdaş örgütlülüğün gelişememesi en çok Alevi kadınını etkilemiştir. Burada bir "Anamızın" sözünü aktarmadan geçemeyeceğiz. Şöyle diyordu "Anamız" erkeklere hitaben: "siz Alevi erkekleri, bizleri çarşafa koymadınız ama özgürlüğümüzü, özgüvenimizi de elimizden aldınız". Bu hitabet sadece Alevi erkeklerine değil, bütün dünya erkeklerinedir. Kadına kısmi haklar, veya yasal bir takım güvenceler yetmiyor. Kadın özgürlüğünü, özgüvenini, kişiliğini, kabulünü kısacası; insan olmasından kaynaklanan doğal haklarını istiyor. Eğer kadını insan olarak görüyorsanız, onun haklarının önünde bir engel değil, bir mücadele arkadaşı olmalısınız.

Bizler yapı olarak kadın haklarının alınması için mücadeleye kararlıyız. Bu yazının yazarı bir erkektir. Bu bağlamda ne kadar zor da olsa, bin yılların getirdiği alışkanlıkta olsa, kadın özgürlüğünü biçimsellikten çıkartıp içselleştirmeliyiz. Burada en büyük görev yine kadına düşüyor. Haklarınızın takipçisi olun. İster yasal hakları almada olsun, ister bireysel bazda gelişen bazı olaylar karşısında olsun özgür inisiyatifinizi kullanmaktan çekinmeyin. Artık kendinizi ezdirmeyin!

Bu tarzda gelişecek olan bir mücadele şekli erkeği de özgürleştirir ve aynı zamanda yılda sadece bir gün değil, diğer günlerde de kadın saygı görür. Bu özgür günlerde buluşmak dileğiyle.         

 

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!