atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Bir Alevinin Sünnilerin Sorularına Cevapları

Aleviliği başka bir inançla, Sünnilik veya herhangi başka bir inançla kıyaslamadan anlatmak en doğru tutumdur.

Fakat bizlerin yaşadığı coğrafyada Sünnilik egemen olduğundan, Sünniler çoğunluk olduğundan ve eğitim sistemi başta olmak üzere tüm devlet mekanizması, siyasi iktidar Sünnilerin elinde ve denetiminde olduğundan, yani tek yanlı bir eğitim ve anlatım olduğundan dolayı Sünniler yaşadıkları ve inandıkları inançlarını “tek ve biricik doğru Hak inancı” olarak görüyorlar. Kendi inançları dışındaki tüm inançları “sapkın, batıl ve yanlış” olarak görüyorlar. Hal böyle olunca ister istemez her gün Sünnilerce onlarca soruya maruz kalıyoruz.

Sünniler egemen ve çoğunluk olmanın öz güveni ile inancımızı güya çürütmek ve boş bir inanç olduğunu kanıtlamak için cevabını bildikleri soruları soruyorlar. Ne yazık ki bir çok Alevi bu en temel ve basit sorulara gereken cevabı verebilecek düşünce ve inanç düzeyinde değil.

Dileriz aşağıda verdiğimiz cevaplar bazıları için bir ön cevap olur ve Alevi canlar bu önemli cevaplardan yola çıkarak kendilerini daha da geliştirirler ve inançlarını daha çok öğrenip yaşarlar.

 

1. Aleviler neden namaz kılmıyorlar?

Sünniler tarafından Alevi inançlı bir insana sorulan en temel sorulardan birisi Aleviler neden namaz kılmıyorlar sorusudur.

Alevilerin toplu halde ifa ettikleri ibadetin adı cemdir. Cemin ne olduğunu ve nasıl praktize edilip uygulandığını öğrenmek isteyenler bu konudaki çokça kitaba başvurabilirler ve yine bir cemevine gidip bu ibadete katılabilirler.

Evet, Alevilerin toplu halde yaptıkları ibadetleri cemdir. Bireysel olarak ise yaptıkları ibadetlerinde biçim ve form yoktur. Yani öyle günde 1 defa, 3 defa, 5 defa gibi belli bir zaman ve biçim yoktur.

Biz Aleviler günün her saatinde, her yerde ve istediğimiz şekilde duamızı edebiliriz.

Bizler için namaz demek dua demektir. Dua içinse belli bir biçim ve form yoktur. Her an ve her yerde ibadetimizi istediğimiz dilde ve şekilde yapabiliriz.

 

2. Aleviler Müslümansa eğer bizler gibi namaz kılmaları ve ibadet etmeleri gerekmez mi?

Müslümanlık eğer Sünnilerin anladığı, inandığı ve uyguladığı şekildeyse biz Alevilerin böyle bir Müslümanlıkla “işi yok”.

Eğer Sünnilik dışında da bir İslam anlayışı ve yorumu olabiliyorsa, o halde biz Müslümanız.

Bunda öyle çelişki veya başka bir şey aramak gerekmiyor. Son derece açık ve net: bizlerin inancına ve anlayışına göre Sünniliğin uygulamaları tek başına Müslümanlık olamaz. Sünnilerin çoğunluk olması ve egemen olması onların inançlarının ve yorumlarının tek doğru olduğu yanılsamasına onları götürüyor. Sünniliğin uygulamaları ve inancı tek başına İslam ve Müslümanlık değildir. Onlar gibi olmayan herkeste kafir ve din dışı denildir. Bağnaz olmayan, az çok objektif düşünen herkes bu genel doğruyu kabul eder. Etmeyende kendisi bilir. Sizin inancınız size, bizim inancımız bize göre en doğru ve değerli inançtır. Sizlerin çoğunluk olmanız, iktidar ve egemen olmanız en doğrusu olduğunuz anlamına gelmiyor.

 

3. Hz. Ali camide öldürüldüğü için mi Aleviler camiye gitmiyorlar?

Birincisi Hz. Ali camide öldürülmedi. İkincisi Hz. Ali döneminde cami yoktu. Mescit vardi. Mescit ise günümüzde cemevine tekabül eden ibadethanedir.

Bu soru oldukça yanlış, saçma bir soru. Hz. Ali duş yaparken şehit edilseydi biz duş yapmayacak mıydık?

Tekrar belirtelim ki Hz. Ali döneminde cami yoktu, mescit vardı ve Hz. Ali mescitte değil, evinden çıkarken saldırıya uğrayıp yaralandı ve daha sonrasında ise şehit oldu.

 

4. Aleviler neden muharrem orucu tutuyorlar?

Muharrem orucu biz Aleviler için Adem peygamberden başlayarak bütün peygamberlerin yerine getirdikleri bir ibadettir. Bunun yanı sıra başta Hz. Hüseyin olmak üzere On İki İmamların şahadetlerinden dolayı aynı zamanda bir yas’tır. Bundan dolayıdır ki Muharrem orucunun diğer bir adı da Yass-ı Matemdir.

Aleviler olarak Muharrem orucu ile Hz. Adem’den günümüze gelen bir ibadeti yerine getirirken aynı zamanda  Hz. Hüseyin'in şahsında Ehlibeyte, Ehlibeytte temsilini bulan insanlık değerlerine bağlılığımızı yineliyoruz. Yezide ve yezitte sembolleşen bütün kötülüklere lanet ediyoruz.

Muharrem orucu, bütün bu özellikleriyle biz Aleviler için önemli bir ibadettir.

 

5. Ehlibeyt Aleviler için neden önemli?

Ehlibeyt: Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma,  Hz. Hasan ve  Hz. Hüseyin. Ehlibeyt bu beş kişiden oluşuyor ve bir bütündür.

Ehlibeyt arınmıştır, nurdur.

Ehlibeyt, Adem peygamber ile başlayan Hak inancının insanlıkla buluşmasının, hakikatin tüm kalplerde yer edinmesinin zirve noktasıdır.

Ehlibeyt, Nuh'un gemisi gibidir. Kim bu gemiye binerse kurtuluşa ve esenliğe ulaşır.

Ehlibeyt, Hakkın ve hakikatin bilinmesi, insanın kendini bilmesidir. İnsanın öz varlığıyla buluşmasıdır.

Ehlibeyt, hakkaniyetin ve adaletin yer yüzünde esas olması, kardeşlik ve barışın mutlak anlamda tesis edilmesinin önderliğidir.

Ehlibeytin gerçekliğine inanmak, inanç esasıdır.

Ehlibeyt, kutsal soyun, sınanmış ve arınmış olarak, her tür kirden temizlenmiş olarak insanlığa daimi örnekliğidir.

 

6. Aleviler abdest alıyorlar mı?

Bize göre abdest demek bedensel temizlik demektir. Bedensel temizlik ise her insanın uyması gereken temel bir kuraldır.

Abdesti dini bir kuraldan çok bir gereklilik olarak ele alıyoruz. Her insan evladı temiz olmalı, bedenine bakmalıdır. Beden canımızın (ruhumuzun) evidir ve o ev temiz olmalıdır.

Bununla beraber abdestte bizler için esas olan dış temizliğin yanı sıra iç temizliğidir, gönül arınmışlığıdır. Duygu ve düşüncenin pirupaklığıdır?

 

7. Aleviler neden yezide lanet okuyorlar?

Yezit biz Aleviler için tarihte yaşamış bir kişiden ziyade kötülüğün, kan dökücülüğün, haksızlığın, sömürünün ve zulmün sembolüdür.

Yezide lanet demekle sadece İmam Hüseyin'i katleden yezide lanet etmiyoruz. Onun şahsında tüm haksız ve zalimlere lanet ediyoruz.

Yer yüzünde haksızlık ve adaletsizlik olduğu sürece yezide lanet demeye devam edeceğiz.

 

8. Aleviler  Hz. Muhammed ve Hz. Ali'ye bağlıysa ve onlar gibi ibadet ediyorlar,  onlarda mı bağlama eşliğinde semah dönüyorlardı?

Biz Alevilerin toplu halde yaptıkları ibadet cemdir. Cemimizin kaynağı, kökeni Kırklar Cemidir.

Kırklar Ceminin kaynağını Hz. Muhammed ve Hz. Ali'dir. Bu ibadetin temeli bizim inancımıza göre ilk insana/lara kadar gider. Ancak Hz. Ali ve Hz Muhammed ve Kırklar Meclisinin diğer üyeleriyle bu ibadet özünü tamamlamıştır.

Biçim olarak farklıda olsa öz olarak ilk insanlarda cem yapıyorlardı. Zaten cemin anlamı da birleşmek, birlenmek, bir araya gelmektir. Bir araya gelip dua edip, ibadet edip, hakikatin bilincine ulaşmaya çalışmak, lokma paylaşmak ve daha sonrasında muhabbet edip eğer varsa müşkül bir durum onu çözmek...

Semah cem ibadetimizin bir bölümüdür.

İnancımıza saygı duymayan, daha doğrusu kendisi dışındaki hiç bir inanca saygı duymayan, din adına insanların kafasını kesen, hoşgörü ve farklılık nedir bilmeyen, kendi doğrularının dışında da doğru olabileceğini kabul etmeyen bu zihniyetin mensuplarına şöyle cevap vermeliyiz:

“Elbette ki Hz. Muhammed ve Hz. Ali cem yaparken bağlama çalmıyorlardı ve günümüzde söylediğimiz deyişleri söylemiyorlardı. Zaten bunu iddia etmiyoruz ki... Ancak Hz. Ali, Hz. Muhammed ve diğer Kırklar Meclisi üyeleri ibadetlerini yine yapıyorlardı. Yani onlar birlikte dua ediyor, ilahiler söyleyerek semah dönüyorlardı. Semah dönmek için, ibadet etmek için illa bağlama olması gerekmiyor. Bağlama belkide 600 senedir ibadetimizde kullanılan bir enstrümandır. Ondan öncede ibadet ederken yine aynı ibadeti yapıyorduk. İbadetimiz öz olarak aynıydı. Günümüzde sadece biçimsel bazı değişimler olmuştur. Bağlama o değişimlerden birisidir.”

Bu biçimsel değişimler sadece bizlerin inancında yoktur. Tüm inançlarda vardır.

Bizlerin ibadeti olan cem ilk günkü gibi aynı özdedir. Biçim değişmiş, öz aynı kalmıştır. Bu ibadete ters bir durum değildir.

Sünnilerde de değişim olmuştur. Örneğin eskiden cami, minare var mıydı? Veyahut müftü, şeyh, müezzin, hoca, imam, molla bunlardan hangisi vardi Hz. Muhammed döneminde?

İnançta esas olan özdür.

Ne yazık, ne yazık ki dini algılamaktan aciz, yaşamı kavramaktan uzak kimseler dini biçimsel kurallara indirgemiş ve biçimi özün yerine koyarak adeta yeni putlar yaratmıştır.

Toplumsal gelişim doğal olarak biçimsel değişimleri zorunlu kılıyor. Dogmatik bir şekilde kaba ve bağnaz bir şekilde biçimi asıl inancın yerine koyup inancın özünü yadsıyıp biçimi esas almak kaçınılmaz olarak yobazlığı doğuruyor.

Elbette biçim ve kurallar olmalıdır. Zaten bunu yok sayamayız. Nitekim cemimizde biçim ve kurallar var. Ancak bağlama örneğinde olduğu gibi esas olan özdür. Bu öz ise sevgiyle yaklaşmak, ibadetin temeline sevgiyi koymak, sevgi ve paylaşım esaslı bir ibadeti yerine getirmektir.

Biz Alevilerin ibadeti böyledir. İbadetimizi Allah'tan korktuğumuz için yapmıyoruz. Cennet ve cehennem hesabı içinde  ibadet yapmıyoruz.

Tamamen yaratılışın gayesine saygılı bir şekilde anlamlandırmak, var olmanın bilicinde olmak, Hakkı bilmek ve ona geldiğimiz gibi, tertemiz bir şekilde arı-duru şekilde gitmek için ibadetimiz yapıyoruz.

Sonsuz kainatta toz zerresi büyüklüğünde bir dünyada ibadetimizi bu anlayışla yapmaya çalışıyor, semahımızı bütün kainat ile yekcan olarak dönmeye çalışıyoruz. Semahımızı dönerken bir noktada bağlama veya başka bir aletin olup olmamasının bir önemi yok. Asıl o anlarda önemli olan birlik haline ulaşıyor olmamızdır.

 

9. Aleviler neden Zülfikar kolyesi takarlar?

Zülfikar, Hz. Muhammed tarafından Hz. Ali'ye armağan edilen ucu çatal kılıcın adıdır. İnancımıza (Aleviliğe) göre Zülfikar savaş öncesi gökten inmiştir. Hz. Muhammed'de bu gökten inen kutsal kılıcı Hz. Ali'ye hediye etmiştir.

Tarihten günümüze Alevilerin kullandıkları bir çok sembol olmasına rağmen Zülfikar sembolünü belirgin şekilde ön plana çıkmasının birden fazla nedeni vardır. Her şeyden önce Zülfikar gerçek adaletin simgesidir. Tarihsel ve gerçek Zülfikar daima haklıdan ve hakkaniyetten yana olmuştur. Bu anlamda kolye biçimindeki temsili Zülfikar'da hakkaniyetin, doğruluğun, dürüstlüğün, adaletin temsilcisidir. Başka bir deyimle, adalet ve hakkaniyet isteyenlerin sözcüsüdür.

Kimse Zülfikar'ı salt bir savaş aracı olarak algılamasın. Ya da Zülfikar'ı şiddetin, kan dökücülüğün sembolü olarak algılamasın. Tarihte de Zülfikar'ın işlevi adalet ve hakkaniyeti yerine getirmek ve haklıdan yana olmak olmuştur. Günümüzde de sembol olarak; adalet isteyenlerin sembolü olarak bu işlevi yerine getiriyor. Zülfikar'ı bir şiddet aracı Alevileri de şiddeti kutsayan bir toplum olarak lanse etmek gerçeklere aykırı bir durumdur. Gerçekte Zülfikar adaleti ve doğruluğu temsil ediyor, Alevilerde doğruların takipçisi bir toplumdur. İstisnalar kaideyi burada da bozmaz. Genel manada doğruluğun, adaletin hakim olduğu, eşitliğin egemen olduğu, her türden haksızlığın giderildiği (ya da minimum düzeye çekildiği) bir dünya özlemindedir Alevi toplumu. Zülfikar'ı bu bağlamda değerlendirmek, haksızlıklara uğramış ve herkes için adaletin insani bir hak olduğunu benimseyen bir toplumun sembolü olarak kabul etmek gerekiyor.

 

10. Cemevi nedir?

Cemevi,  Alevilerin ibadethanesidir.

Hiç bir siyasi, teolojik, ideolojik yaklaşım bu gerçeği tersyüz edip yok sayamaz.

Ve bazılarının sandıkları gibi cemevi öyle dün oluşmuş, tarihsel, toplumsal ve en önemlisi de inançsal manada yetersiz, desteksiz, altyapısız bir yapı değildir. Günümüz siyasi kuşatmalarının sonucunda bazı pratik eksikleri olmakla beraber cemevleri sağlam bir inançsal temele oturuyor. Bu sebepten aklı ve vicdanı olan herkesin bu durumu görüp ona göre asgari düzeyde cemevlerine saygı göstermesi ve cemevi gerçekliğini –dolayısıyla Alevi inanç gerçekliğini-  kabul etmesi gerekiyor. Nasıl ki diğer inançların ibadethaneleri saygı uyandırıyorsa cemevleride aynı şekilde saygıyı hak ediyor.

Cemevinde cem ibadetimizi yapıyoruz. Cenaze hizmetlerimizi yerine getiriyoruz. Diğer yandan cemevi bizlerin sosyal ve kültürel hizmetlerimizi gördüğümüz mekanıdır. Orada bir araya geliyor, dertleşiyor, toplumsal sorunlarımızı konuşuyor, kardeşlik ve dostluğu, sevgi ve dayanışmayı, saygı ve paylaşımı geliştiriyoruz.

Aleviler olarak cem ibadetini, cenaze hizmetlerimizi ve diğer kültürel sosyal çalışmalarımızı cemevimizde yaptığımız için cemevi ibadethanemizdir. Bu ibadeti ve hizmeti cemevi dışında  başka bir yerde yapma imkanımız var mı? Olmadığına göre cemevi nedir sorusunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor.

Remzi Kaptan

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!