atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Alevi Kimliğinin Baskınlanması

Ne yazık, ne yazık ki Alevi kimliği -daha başka kimliklerle beraber- uzun bir zamandır baskılanmış durumdadır. Olayın en dramatik ve üzücü tarafı da baskınlanmanın günümüzde de devam ettirilmesidir. Oysa Alevi kimliğini -veya herhangi bir kimliği- baskı altına almanın kimseye faydası yok. Bu kimlikleri baskılayanlara da faydası yok.

Bu bariz gerçekliği görmeyip var güçleriyle egemen ve iktidar olmanın her tür avantajını kullanarak kendisi dışındaki din, etnik kimlikleri baskılama, asimle etme, kendisine benzetme çalışmaları zor ve şiddet yöntemi de dahil olmak üzere her tür şekilde devam ettiriliyor.

İnsan hak ve hukukuyla bağdaşmayan, günümüz medeniyetinin kabul sınırlarına uymayan, uygar ve özgür bir yaşamın, birlikte ve kardeşçe  saygın bir yaşamın önünde engel olan kendisi dışındaki kimlikleri baskı altına almak son bulmalıdır.

Başta Alevilik ve Aleviler olmak üzere her kim ötekileştiriliyorsa, farklı kimliğinden dolayı ayrımcılığa tabi olunuyorsa onun en temel hakkı olan kimliğiyle var olma ve kimliğini geliştirme hakkına saygı duyulup gerekleri yerine getirilmelidir.

Bu, bizlerin isteği, dileği temennisidir.

Bizlerin bunu istemesi, yani hiç bir kimliğin baskı altında olmaksızın kendini özgür ve eşitçe ifadesini istememiz, ne yazık ki bir istem olarak kalıyor.

Bize göre en temel insan hakkı olan bu istek ne acıdır ki egemen anlayış tarafından kabul görmüyor. Egemen olan kendi kimliğini her yöntemle dayatmaya devam ediyor. Üstelik bunu bir marifet ve onur olarak algılayarak yapıyor.

Dolayısıyla böylesi bir anlayıştan insan hakkına riayet etmesini talep etmek sözde kalan ve hep de kalacak olan bir istemdir. Ta ki haklarına saygı isteyenler haklarını egemen olandan istemek yerine alana kadar.

Meselemiz de budur işte.

Bizler baskılanmış Alevi kimliğine sahip bireyler olarak çoğumuz bu temel hakları isteyemiyoruz bile. Haklarımızı almak bir yana, baskılanmış kimliğimizden dolayı o kadar korkaklaşmış ve pısırıklaşmış ve kendine yabancılaşmışız ki daha temel haklarımızı bile isteyemiyor ve istemlerimizin yılmaz bir savunucusu, takipçisi olamıyoruz.

Ne yapmamız gerekiyor?

Egemenlere şunu ısrarla söylemeye devam edelim: “siz egemenler bizlerin kimliğini baskı altına alıyor, kendimizi bu kimlikle ifade etme, yaşamımızı bu kimlikle sürdürme ve geleceğimizi bu kimlikle şekillendirme hakkımızı elimizden alıyorsunuz. Bunu yaparken bize zarar veriyorsunuz. Kimliğimiz gittikçe yok olmaya yüz tutuyor. Diğer yandan gözünüz o kadar kararmış ki, bizlere kendi kimliğinizi dayatmakla, bizleri asıl kimliğimizden koparmakla bizleri savunmasız hale getiriyor, her tür yozluğa ve yobazlığa açık hale getiriyor, gayri insani davranışa itiyor, her tür olumsuzluğa karşı korunaksız bırakıyorsunuz. Böylece aslında kendinize de zarar veriyorsunuz”.

Egemenler ne yazık ki bunu anlayacak, kavrayacak boyutta değiller. Onların derdi tasası yerkürede yaşayan herkesi kendisine benzetmektir.

Böylesi bir anlayışa ne söylersek söyleyelim faydasız geleceğinden bizler haklarımızı kendi elimizle alacağız.

İlk önce tespitte bulunacağız: kimliğimiz diğer kimlikler kadar eşit, özgür ve yine diğer kimlikler kadar yasal güvenceler altında mıdır?

Kimliğimizden dolayı ayrımcılığa tabi olunuyor, dışlanıyor ve ötekileştiriliyor muyuz?

Kimliğimizden dolayı can ve mal güvenliğimiz var mı?

Kimliğimizden dolayı baskı yaşıyor ve çeşitli alanlarda sırf kimliğimizden dolayı hak ettiğimiz konumda değil miyiz?

Kimliğimizi yaşıyor ve gelecekte de yaşatmak için uygun şartlara sahip miyiz?

Bu soruların cevaplarını verdikten sonra bilinçli bir tercihin sonucu olarak kimliğimizi daha iyi anlama, kavrama, kendi yaşamımızda somutlaştırma çalışmasına başlayabiliriz.

Baskılanmış ve esaret altında olan kimliğimize kavuştuktan sonra yozluğun ve yobazlığın çemberini kırarak, her tür kirden arınarak, arı-duru olarak kimliğimize kavuşur, yenilenir, gelişir, güzelleşir ve adım adım özgürleşerek baskınlanmış olan kimliğimizi tüm görkemiyle ortaya koyarız. Böylece bireysel olarak yaşamış olduğumuz zorlukları aşar ve toplumsal olarak varlığımıza birey olarak önemli katkılar yaparız.

Sözün özü; Alevi kimliğimiz baskılanmış olduğundan ve bizler aslında bizleri hayatın tüm sorunlarına karşı güçlü kılacak olan ve yine hayatın tüm sorularına karşı cevaplı kılacak olan temel zırhımızdan yoksun olduğumuzdan yaşadığımız her acı, yenilgi, başarısızlık, güçsüzlük kimliğimize kavuştuktan sonra ters yüz olacaktır. Yani kimlikli olduğumuzda başarısızlık, yenilgi, güçsüzlük diye bir derdimiz olmayacaktır.

Kimliğimiz zırhımız, koruyucumuz, gücümüz olacaktır. Böylece haklarımızı birilerinden istemeye gereksinim duymadan her hakkımızı alırız.

O halde Alevi kimliğine sahip çıkmak, yaşamak, geliştirmek ve bu kimlikle bütünleşmek için bir an dahi beklememiz gerekmiyor.

Remzi Kaptan remzi.kaptan@yahoo.com

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!