atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Alevilerin Yeri Neresidir

Alevilerin ekseriyetle yaşadığı coğrafyada mertlik yoktur. Her an zehirli bir bıçak sırta saplanabilir, her an sorgusuz sualsiz karanlık dehlizlerde infazınız gerçekleşebilir, her an kör bir bıçakla başınız gövdenizden ayrılabilinir.

Ortaçağ Avrupa'sından karanlık bir çağı asırlardır Ortadoğu coğrafyası yaşamakta. Din adına, mezhep adına, kavmiyetçilik adına barbarca ve vahşet dolu bir şekilde insanlar öldürülmektedir.

Farklılıklara hoşgörü ve saygı, farklılığı zenginlik olarak görmek yoktur bu coğrafyada.

Kadın, din adına erkek egemen anlayışın boyunduruğu altındadır.

Mezhepçilik esas ve baskındır. Din adına kavmiyetçi eski Arap gelenekleri yaşatılmaktadır. Din, hiç bir coğrafyada olmadığı kadar siyasete alet edilmekte ve iktidara giden yolda geniş kitleleri yönlendirmenin temel aracıdır.

Sözde dindarlığın esas ve temel olduğu, insanların din adına tüm işlerine başladığı bu coğrafyada ikiyüzlülük, yalancılık, hilebazlık, sahtekarlık, dolandırıcılık, güvensizlik en üst noktadadır.

Bu coğrafyanın şekillendirmiş olduğu kişilik kaypak, güvensiz, ihanete açık, güçlü karşısında yalvar yakar ezik, güçsüz karşısında alabildiğine zalimdir.

Ne yazık ki bu şekillenmenin esas ve baskın olduğu Ortadoğu coğrafyasında Aleviler olarak yaşıyoruz. Yaşamaya çalışıyoruz.

Aleviler olarak bütün bu sayılan ve daha sayılamayacak kadar çok olan olumsuzluklardan bizlerde an be an nasibimizi almaktayız.

Alevilik barışçıl ve hümanist bir inançtır. Böylesi bir inanç iktidar aracı olmak için elverişli değildir. İktidar aracı olmadığı için de Aleviler Ortadoğu coğrafyasında azınlık durumundadır.

Farklılığa saygının olmadığı ve farklı olanın yok edilmesi veya zorla kendine benzetmenin temel olduğu bu coğrafyada Aleviler olarak tarihten günümüze bu coğrafyanın tüm acımasızlığını yaşamış ve yaşamaktayız.

Günümüzde bile her an ölüm ve talan ile karşı karşıyayız. Hiç bir şekilde can ve mal güvenliğimiz yoktur. Yıllar yılı birlikte, iç içe yaşadığımız komşularımız o an geldiğinde- Maraş katliamı örneğinde olduğu gibi- bizleri öldürüp malımıza el koyabiliyorlar.

Binlerce yıldır bu topraklarda yaşıyoruz. Daha da bu topraklarda yaşamak istiyoruz. Can korkumuzun olmadığı, eşitlik ve adaletin herkes için geçerli olduğu bir toplumda, devlette yaşamak istiyoruz.

İstiyoruz istemesine ama ne yazık ki istediklerimiz ile yaşadığımız gerçeklik neredeyse bir birine zıt bir durumdadır.

O halde istediklerimizin gerçek olması için, Alevi olduğumuz için katledilmemek, dışlanmamak, ötekileştirilmemek için bizlerin yapması gerekenler var. Bizler eğer gerekenleri yapmaz isek daha çok katliam yaşar, daha çok korkuların esiri olur, daha çok malımızdan ve kutsal değerlerimizden taviz veririz.

Aleviler olarak bizlerin yeri din adına dayatılan barbarlığın yanı değildir.

Ortaçağ karanlığının, mezhepçiliğin, kavmiyetçiliğin yanında olamayız.

İnsan yaşamının hiçe sayıldığı, öteki dünyada cenneti hedefleyip bu dünyayı cehenneme çevirenlerin yanında olamayız.

Irkçılığı maske edinip azınlık ve farklılıklara saygı duymayanların yanında işimiz yoktur.

İşimiz bir tarafa, bu tür gericilerin hedefiyiz.

Bizlerin yanı eşitliği, barışı, kardeşliği savunanların yanıdır. Yaratılanı tüm farklılıklarıyla hoş görenlerin yanıdır. Demokrasiyi, insan hak ve hukukuna saygıyı esas alanların yanıdır.

Din, dil, irk, renk, cinsiyet ayrımı yapmayanların yanıdır.

Biz Alevilerin yeri insanca yaşamı esas alıp, hak hukuk gözetip, her farklılığı kendi rengi ile kabul edip kardeşçe ve barış içerisinde yaşayanların yanıdır.

Bundan asgarisini kabul etmeyiz. Kabul etmemiz demek, ölüm fermanımızı kendi elimizle imzalamamız demektir.

Ne yapmamız gerekiyor?

İlk önce şunun farkına varalım: bu coğrafyada çoğunluk ve egemen değiliz, doğru. Ancak sayımız ve etki alanımız sandığımızdan daha çok. Bunu gözeterek bizler gibi olanlarla asgari düzeyde bir araya gelebilmeliyiz. Bir araya gelebilmek, ortak bir güç olabilmek ve bazı durumlarda ortak tavır ve eylem geliştirmek gerekiyor.

Ancak bütün bunlardan önemlisi biz Alevilerin kendi içerisinde güç olması, birlik olması, bilinçli olması, örgütlü olması ve olayın ne derece vahim olduğunu görmesi gerekiyor.

Bunu gördükten sonra sayımızın az olması, dostlarımızın yetersiz olması bir anlam ifade etmez. Asıl önemli nokta biz Alevilerin bilinçli ve örgütlü olmasından geçiyor.

O halde hiç kimseden medet beklemeden, mevcut pasif ve yetersiz örgütlenmeyi esas almadan yola çıkmalı ve örgütlenmeliyiz.

 Remzi Kaptan

remzi.kaptan@yahoo.com

 

 

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!