atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Alevi İnanç ve Toplum Gerçekliğinden Bihaber Aleviler

Alevi inançlı bir anne-babadan doğmakla kişi otomatik olarak Alevi olmuyor. Çoğu kez böyle algılansa da özü itibariyle Alevilik inanca bir ikrar inancıdır. Yani kişi kendi özgür iradesi ile bu inancı seçiyor ve ikrar vererek bu inanca bağlanıyor ve bu ikrardan sonrada inancın kurallarını yaşamında uygulayıp praktize ediyor.

Böyle bilinçli bir tercihin sonucu olarak Aleviliği benimsemek kişinin bir öğrenme sürecinden geçmesini gerektiriyor. Öğrenme-eğitim sürecinden gecen kişi Aleviliğe dair temel inanç kaidelerini, ibadet uygulamalarını, tarihsel gelişim süreçlerini ve toplumsal yapıyı öğreniyor. Böylelikle neyin ne olduğundan az çok haberdar oluyor ve ikrar verdikten sonraki süreçte de bu temel üzerinden kendisini daha da eğitip geliştirerek, ibadet ve ritüel boyutuyla derinleşerek yoluna devam ediyor ve adım adım menzile yaklaşıyor.

Ne yazık ki çoğu kez böyle olmadığı için, yani temel bir eğitim-öğrenim olmadığı için, ikrar verilmediği için, Alevi inançlı anne-babadan doğmak Alevi olmak için yeterli sayıldığından ortaya Alevilikten ve Alevilerden bihaber Aleviler çıkıyor. Ve yine ne yazık ki böylesi habersizler kendi eksikliklerini görme yeteneği kazanmadıkları için yarım yamalak bilgi ve düşüncelerle, yaşamadıkları ve bilmedikleri Aleviliği tarif etmeye, kendilerine göre en doğru Alevilik olduğunu iddia etmeye, toplumu yönlendirip yönetmeye kadar işi vardırıyorlar.

Bunun neticesinde Sünniliğe, ateizme, Şiiliğe, Hristiyanlığa, çeşitli ideolojik akımlara uyarlanmış, onların arka bahçesi olmuş, onlara hizmet eden bir Alevilik ve Aleviler gerçeği ortaya çıkıyor.

Alevilik, öyle Aleviliği yaşamayan ve bilmeyenlerin sandıkları gibi tek boyutlu, basit kavram ve tanımlamalarla anlatılacak bir inanç değildir.

Kökleri tarihin derinliklerine, ilk insana (ilk varoluş nedenine) giden bir inançtır.

Böylesi kadim bir inancı, asırlardır sayısız baskı ve zulümlere inat binlerce erenin hizmet ettiği, sayısız insanın uğrunda can verdiği, bedel ödediği bir inancı tüm boyutları ve süreçleriyle bilmek gerekiyor.

İnanların Aleviliği yaşamak ve savunmak namına kervan geçmez, kuş konmaz dağları tercih ettiği bir inanç gerçekliğini anlamak, bilmek ve en önemlisi de yaşamak için bazı ön yargılardan ve şartlanmışlıklardan arınmış olmak gerekiyor.

Aleviliği öğrenmek, bilmek, benimsemek ve olabildiğince ibadet boyutuyla yaşama aktarmak ve yaşamak gerekiyor.

Aleviliğin bireyin hayatına ve toplumun gelişimine, düzenine ne gibi etki ve katkıları olduğunu gözlemlemek gerekiyor.

Ve diğer inançlar, toplumsal olgular-olaylar nasıl tüm yönleriyle araştırılıp biliniyorsa asgari düzeyde bu Aleviler ve Alevilik içinde söz konusu olmalıdır.

Bu yapılmıyor.

Yapılmadığı içinde ortaya Aleviler ve Alevilik hakkında bol keseden atan, yarım yamalak dahi olmayan bilgilerle ahkam kesen ve bu cehaletine aldırmadan, yer yer cehaletini marifet sayarak toplumun öncülüğüne soyunma cüreti dahi gösterilebiliniyor.

Adam Aleviler ve Alevilik hakkında  kendi dar çerçevesi içinde kalmış ve sosyal bilimler, din bilimleri disiplinlerini zerre kadar hesaba katmamış, bir takım basit güncel ve siyasal söylemlerle  Aleviliği ele alıyor ve ortaya Alevilik olmayan bir Alevilik çıkartıyor.

Kendi eksik ve yetmezliklerini adeta Aleviliğe mal ediyor ve Aleviliğin insanlık için muazzam birikimini hiçe sayarak içi boş, hayatta karşılığı olmayan, söylemde basit sloganları aşmayan ve çağın gerisinde kalmış ideolojik yaklaşımla Aleviliği tanımlıyor.

Böylesi bir tanımlama sonucudur ki hala haklarımız alınmamış ve üzerimizdeki baskılar tüm hiddetiyle devam etmektedir.

Eğer Aleviler, en çok da sözümona Aleviler adına öncülük yapanlar Aleviliği tüm boyutlarıyla değil, asgari düzeyde dahi doğru bir şekilde anlayıp ona uygun bir davranış geliştirselerdi şu an Alevilerin durumu hayatın tüm alanlarında daha iyi bir aşamada olurdu.

Oysa bu yapılmadı. Alevilik gibi kadim bir inanç basit eylem ve söylemlere adeta kurban edildi, ediliyor.

Aleviliğin Hak inancı, hakikat yolu olduğundan bihaber Aleviler, Aleviliği bir takım menfaat ilişkisine, bazı ideolojik akımlara, ulusal ve etnik yapılara tepsi içinde sundular. Veya tersinden bakarsak bu yapılar ve menfaatçilik Aleviliği kuşattı ve kendilerine hizmet eder hale gelen bir Alevi toplum yapısı oluşturdu.

Mazlum ve mahzun toplumumuza, son 60 yıllık şehirleşme ile inançsal örgütlenmesinde gedikler açılmış olan toplumumuza, asırlardır dağ başlarına mahkum edilmiş, şehir hayatında Aleviliğini gizleme, inkar etme cenderesine alınmış olan toplumumuza bir nefes aldırmak mümkünken ne yazık ki bu yapılmamıştır.

Yapılmadığı için 2000'li yıllarda olmamıza rağmen, güya demokrasinin ve özgürlüğün olduğu bir çağda bizler hala inancımızı tam anlamıyla özgür bir şekilde pratiğe aktaramıyoruz. Devletten kaynaklanan baskılar bir yana çeşitli akımların müdahaleleri sonucu, kendi içimizdeki zamane yezitlerin, hınzır paşaların başarılı çalışmaları sonucu toplumumuz ciddi bir inanç boşluğu yaşamaktadır.

İnanç boşluğu yaşayan toplumumuzun bu boşluğunu kim nasıl ve ne ile dolduruyor?

İşte Alevilikle ilgilenenlerin, bu topluma ve değerlere hizmet iddiasında olanların bu soruya cevapları olmalıdır.

Kendi dar hesapları ile toplumumuza zarar verdiklerini acaba biliyorlar mı?

Siyasi söylemlerin inancımız üzerinde nasıl tahribat yarattığının farkındalar mı?

Asimilasyonun hala tüm hızıyla devam etmesinin, karşıtlarımızın inançlarını hayatın her alanında hakim kılmaları bizlerin ise içi boş sloganlarla, hayatta karşılığını bulmayan eylem ve söylemlerle neler heba ettiğimizin acaba farkında mıyız?

Pir Sultan Abdalı baş tacı edip diğer yandan bu inancın temeli olan Hz. Ali'yi inkar etmemizin bize nelere mal olduğunun bilincinde miyiz? Veya tersi, imam Hüseyin'i esas alıp 12 imam gerçekliğini, Pir Sultanı, Hacı Bektaş'ı yok saymamızın...

Aleviyiz ancak Alevilikten bihaber Aleviyiz.

Hak inancı olan inancımızı bilmiyoruz. Hakikat yolumuzun, dosdoğru yolumuzun ne olduğunun farkında dahi değiliz.

İnancımızın bizlere ne gibi güzellikler sunduğunun bilincinde değiliz. Elimizde en değerli elmas olmasına rağmen sarraf olmadığımız için elin çer çöpünü elmaslarımıza, lal u gevherlerimize tercih ediyoruz.

Yeri geliyor her inanca saygı gösteriyoruz, yeri geliyor tüm dünya insanlarını kardeş biliyor herkesi kardeşlik bayrağı altına davet ediyoruz. Ancak aynı hoşgörüyü bizim gibi olmayan, bizim gibi düşünüp inanmayan Alevilere göstermiyoruz.

Bir yobaza değer veriyor, saygı duyuyoruz ama bizden farklı bir bakış açısı ve inancı var diye bir Aleviye saygı duymuyoruz.

Bu nasıl bir çelişki ve Alevilik anlayışıdır böyle?

Böylesi bir anlayış Alevi anlayışı olabilir mi?

Ne yapmak gerekiyor?

Yapmamız gereken son derece basit.

İlk başta yapmamız gereken kafamızdaki ideolojik, ulusal, siyasal düşünce ve fikirlerden ayrı olarak Aleviliğe yaklaşacağız. Aleviliği tüm boyutlarıyla anlamaya ve tanımaya çalışacağız. Bütünsel bakacağız. Mesela Dersim Alevisini, Maraş Alevisini anladığımız gibi Hatay Alevisini de, Denizli, Aydın, Trakya, Lazkiye Alevisini de, Ehli-Hakları da, Balkan Alevilerini de, Laçileri de, İsmaillileri de ve daha benzer akımları da anlamaya çalışacağız.

Aleviliğin en başta bir inanç kimliği olduğunu diğer kimliklerin sonra geldiğini kabul edeceğiz.

Aleviliğe ulusal, etnik ve sınıfsal bir kimlikle yaklaşmayacağız.

Aleviliği bu kimliklerimizin içinde eritmeye, bu kimliklerin kuyruğuna takmaya, bu kimliklere eklemlemeye çalışmayacağız.

Yine egemen din anlayışının, yani Sünniliğin, yer yer Şiiliğin, Hristiyanlığın penceresinden bakıp onların eylem ve söylemlerini esas alıp Aleviliğe yaklaşmayacağız.

Ön yargılardan arınmış olarak, Aleviliği bir yerlere ve bir şeylere bağlamaya çalışmadan onun en otantik yaşanan haliyle anlamaya çalışacağız.

Eminim ki bu durumda çok şeyler öğrenir ve bu öğrendiklerimizle çok aşamalar katederiz.

Remzi Kaptan remzi.kaptan@yahoo.com

 

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!