atag logo1

Alevi Toplumu-Alevitische Gemeinde

ATAG e. V.

Tauben Str. 20,  70199 Stuttgart

email: alevitentum@yahoo.de   tel: 0173 780 56 17

Home

Aleviten Alevitentum

Kontakt

Hz. Ali/Ehlibeyt

Sorularla Alevilik

Bücher/Kitaplar

cem

Gülbanklar

Kerbela ve Muharrem Orucu

Remzi Kaptan

Spende-Bagis

Cemevi Alevilerin ibadethanesidir

 

Remzi KAPTAN   remzi.kaptan@yahoo.com

 

Hiç bir siyasi, teolojik, ideolojik yaklaşım bu gerçeği tersyüz edip yok sayamaz.

Alevilerin ibadethanesi cemevidir. Ve bazılarının sandıkları gibi cemevi öyle dün oluşmuş, tarihsel, toplumsal ve en önemlisi de inançsal manada yetersiz, desteksiz, altyapısız bir yapı değildir. Günümüz siyasi kuşatmalarının sonucunda bazı pratik eksikleri olmakla beraber cemevleri sağlam bir inançsal temele oturuyor. Bu sebepten aklı ve vicdanı olan herkesin bu durumu görüp ona göre asgari düzeyde cemevlerine saygı göstermesi ve cemevi gerçekliğini –dolayısıyla Alevi inanç gerçekliğini-  kabul etmesi gerekiyor. Nasıl ki diğer inançların ibadethaneleri saygı uyandırıyorsa cemevleride aynı şekilde saygıyı hak ediyor.

Alevilik ile ilgili olarak bilinçli bir şekilde yapılan tanım kargaşasına rağmen cemevlerinde bu gün inançsal hizmetlerin hepsi yerine getiriliyor. Bu yapay tartışmalara rağmen, oluşturulmak istenen kavram kargaşasına rağmen cemevlerinde yürütülen erkan, yapılan ibadetler bu tartışmaları ve beraberinde oluşturulmak istenen kargaşayı kendiliğinden geçersiz kılıyor.

Cemevleri görmezden gelinecek, yok sayılacak, üstü kapatılacak veya asıl işlevinin dışında farklı tanım ve yakıştırmalarla bir şekilde elimine edilecek aşamayı çoktan geçtiler. Şu an itibariyle sayıları binleri bulan cemevi mevcuttur. Bu cemevleri Alevi toplumunun –bazı yetmez ve eksiklikleri olmakla beraber- inançsal ihtiyaçlarını karşılıyor. En basit örnek cenaze hizmetleridir. Bu gün Alevilerin büyük çoğunluğu cemevlerinde son yolculuklarına uğurlanıyor.

İnsan hak ve hukukuna saygılı, asgari düzeyde demokrasiyi kabul eden kişi ve kurumlar (kurumlara devlet, partiler ve akla gelecek her kurum dahil edilebilinir) Alevileri kendilerine benzetmek yerine, Alevileri kendilerinin uygun bulduğu bir çerçevede görmek yerine; Alevileri olduğu gibi kabul edip inançlarına saygı gösterir ve bu saygının gereği neyse onu yerine getirirler. Oysa Alevilerin yaşadığı coğrafyada ne yazık ki bu yapılmıyor. Bunun yerine bin bir dereden su getirilerek, bin bir bahane üretilerek milyonlarla ifade edilen  Aleviler yok sayılıyor.

Normal şartlarda inançlı olan, dindar olan birisi kendisine yapıldığında hoş görmeyeceği bir davranışı başkalarına yapmaz/yapmaması gerekiyor. Ne yazık ki Aleviler ve Alevilik söz konusu olduğunda bu durum geçerli olmuyor. İnançlı olduğunu, dindar olduğunu söyleyen kişi ve kurumlar göz göre göre Alevilerin hak ve hukukunu çiğniyor ve zerre kadar bundan hoşnutsuzluk duymuyor. Elbette ki istisnalar kaideyi bozmuyor.

Alevilerin geneli camide ibadet etmez. Alevilerin ibadet yeri cemevleridir. Cemevleri bu gün devletten ve devlette bağlı kurumlardan bir kuruş almadan, tamamen inanan Alevilerin katkılarıyla meydana gelmiş ve bu temelde de hizmetlerini sürdürüyorlar. Oysa camilerde durum tersidir. Camilerin giderlerinin neredeyse tamamı devlet tarafından karşılanıyor. Devlet bu karşılamayı bütün yurttaşlardan aldığı vergilerle sağlıyor. Dolayısıyla Alevilerden aldığı vergilerle de camilerin giderleri karşılanıyor. Bu haksızlık değil mi? Aleviler camilere gitmedikleri halde, orada herhangi bir hizmet almadıkları halde oraları –istemedikleri halde- finanse etmiş oluyorlar. Bir Alevi inançlı kişi olarak bu durumdan rahatsızım ve benim rızam dışında camilerin giderlerine harcanan her kuruşumu başta cami cemaati olmak üzere oradan hizmet alan herkese helal etmiyorum.

Normal şartlarda inançlı bir insanın su sorgulamayı yapması gerekmez mi: “Alevilerin de verdiği vergilerle hizmet yürüten camide ibadet ediyorum. Alevilerin bu işte rızası yok. Kul hakkı en önemli haktır. Yarin huzur-u mahşerde Aleviler benden hesap sorarlar. Derler ki, 'biz istemediğimiz halde neden bizlerin parasıyla çalışan bir kurumda ibadet ettin? Neden bu duruma seyirci kaldın? Neden Alevilerin hakları verilmediği halde bu verilmeyişi onayladın?' derler”. Ancak ne yazık ki böyle bir zihniyet yok. Bu durumda bu dindarlık sorgulanmaz mı?

Dindarlık birazda vicdanlı olmak, hakkı ve hakkaniyeti korumak değil midir? Öyleyse Alevilerin ibadet yerleri cemevleri olduğuna göre ve Aleviler bunu defaaten dile getirip pratik olarak da ortaya koydukları halde, neden dindarlar bu gerçekliği kabul etmiyor? Neden vicdan sahibi olması gereken dindarlar Aleviler söz konusu olduğunda suspus oluyorlar ve hatta bir noktada Alevilere yapılan haksızlıklara ortak oluyorlar?

Dindarlardan şöyle bir şey duymak neden mümkün olmuyor: “bizler inançlı kişiler olarak Aleviler neye nasıl inanıyorlarsa inansınlar, her türlü kamusal haklarının eşit yurttaşlık gereği verilmesinden yanayız. Cemevleri Alevilerin ibadet yeridir ve diğer ibadethaneler gibi her hakka sahip olmalıdır. Cemevlerine camiler gibi yasal güvenceler/statü verilmelidir”. Böyle bir sesi duymak mümkün olmuyor. Gelecekte de duyulacağına dair bir belirti yok.

Bir kez daha belirtelim: cemevleri Alevilerin ibadet yeridir. Yasal manada bu statünün verilmemiş olması bu gerçeği değiştirmiyor. İnanan, inanmayan kim olursa olsun, insan hak ve hukukuna saygılı herkesin Alevilerin vermiş olduğu bu haklı mücadelelerinde yanlarında olmaları gerekiyor.

 

 

 

 

 


Statistiken

 

Anrede:
Ihr Vorname:
Ihr Name:
Telefon-Nummer:
eMail:
Grund Ihrer Nachricht: Ich habe eine Frage
Ich habe einen Vorschlag für Ihre Seiten
Ich habe eine Kritik anzubringen
Text:

 

Kopieren nur mit Quellenangabe/Kaynak gösterilmeden kullanilamaz!